Cehaletin insan tabiatıyla yapışık bir haslet olmadığını biliyoruz. Yaratılışımızı takip eden süreçte, Rabbimizin bizden cehaleti ceddimiz Adem’e (a.s.) eşya ve isimleri öğreterek kaldırdığına inanıyoruz. Yaratıcımızın öğrettiği dersle meleklere karşı müsabakayı kazanan babamızın sergüzeşti, cehaletin insaniyete ait bir haslet olmadığını gösteriyor kanaatindeyiz. Cehaletin zıddı “bilmek” midir? Bilmenin sübjektif kaldığı ortamlarda cehalet hep kazançlı çıktı. Halbuki Halîkımız bilmenin mahiyetini, usulünü ve sınırlarını da bize öğretmiştir. Bilmek, doğru bilmek ve fıtratı bilmek… Bilmeye mânâ kazandıran kelimeler olmalı. Meşhur hikâyedir: Şeytan âlim melekler arasındayken [...]
-
Pozitif Gençlik-Nur Sohbet
Bahar, bir sıcak-bir soğuk (ılıman) ikliminin tesiriyle canlı-cansız bütün mahlûkatın “kış mahmurluğu”ndan silkinip “canlandığı” bir mevsimdir. Allah’ın (cc) bilhassa “el-Cemîl” isminin tecelligâhı olan tabiattaki bu harekâttan, yani “bahar bayramı”ndan insan ve hayvanlar da kendilerince nasiplenip ferahlanıyorlar nitekim. Bahar aynı zamanda insan ömründe “gençliğe” tekabül eder. Yeni Asya Neşriyat olarak biz de, bu bahar mevsiminde gençlere yönelik bir eser takdim ediyoruz: “Pozitif Gençlik” Sebahattin Yaşar’ın kaleme aldığı kitap, 13,5 x 19,5 cm ebadında ve 184 sayfa. “Bir gül çiçeğine el atan [...]
-
İmanlı bir hayat ve meyveleri-İslami Sohbet
Bizlere hayali bile zevk veren, kıymetli bir mazhariyetimiz, abidâne geleceğimiz de olabilir. İmanlı-inançlı, İslâmiyetin sınırları ve emir dairesinde ubudiyet-i İlâhiyeye muvaffak olabildiğimiz mertebe ve derecelerde cennete girmek ve cennetten daha leziz olan Cemalullahı görebilmek. Bu ehl-i hizmet için bir gaye ve hedef değilken ihsan-ı İlâhiye boyun eğdirttirecek bir gerçektir. Önemli olan bu ahirzaman hadisatı içinde ısrarlı, planlı ve ümitvar olarak aşkla, şevkle Cenâb-ı Hakk’ın rızası doğrultusunda iman ve İslâmiyet hademeliğine talip olmak ve bu yolda gayretle çalışabilmektir. Niyetimiz, ihlâsla çalışabilmak, [...]
-
Hakikat Güneşi İslam-İslami Sohbet
“Dünyanın büyük bir mânevî buhran geçirdiği”, “Mânevî temelleri sarsılan ‘Batı Toplumu’ içinde doğan ‘maddeperestliğin’ derin bir hastalık ve müthiş bir felâkete dönüp bütün yeryüzüne dağıldığı”, “Cemiyetin temel direkleri sarsıldığı”, Nefislerin alabildiğine serbestiyet istediği, Hürriyetin büyük ölçüde istismar edildiği, Sabrın ciddî bir şekilde kaybolduğu ve örselendiği, Fedakârlığın oldukça ötelendiği, Merhametin daralıp, kısıldığı, Samimiyetin ve hasbîliğin oldukça azaldığı, Berraklık ve saydamlığın ciddî şekilde perdelendiği, Mertliğin kaybolmaya yüz tuttuğu, İtimadın sarsıldığı, Muhabbetin sadece menfaate dönüşme istidadı gösterdiği, Adaletin çizgisinden çıkıp tarafgirliğe girdiği, Bir [...]
-
İmanımızı Güçlendirmek-İslami Sohbet
“İman”, depolanabilen potansiyel bir enerji kaynağı gibidir. Barajımızın büyüklüğü, santralimizin sağlamlığı, modernliği, bakım ve onarımı çapında “güç-enerji” üretebildiğimiz gibi; imanımızın barajı kalb ve santralı akıl ile diğer duygularımızı çalıştırabildiğimiz oranda imanımızı yükseltebiliriz. Aslında bunun formülleri basittir: * Hangi iş ve mesele olursa olsun, inanarak ona kilitlenin. * İntisap sırrıyla ulvî, yüce, mukaddes hakikatlere mensubiyetinizi tescilleyin. * Şiddetli arzu, istek, azim, sebat, sabır olmalı; ümitsizliğe yer vermemeli. * Muvazene/denge, düzen (koca gemiyi evirip-çevirmek, koca yükleri kaldıraç intizamıyla kadırmak gibi)1 sırrı gibi [...]
-
Riyanın Mahşerdeki Hali-İslami Sohbet
Peygamber Efendimiz (asm) riyaya, farkında olunmayan bir şirk olarak dikkat çekiyor. Anlaşılıyor ki, riya ve gösteriş şirkten başka bir şey değildir. Nitekim kalp yalnız Allah’a aittir. Bir kalbe iki “ben” yerleşmez. Şirk, Allah’a ortak koşmak, Allah’a eş koşmak, Allah’ın iki ve daha fazla olduğunu iddia etmektir ve böyle bir iddia büyük günahların başıdır. Cenâb-ı Hak: “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla affetmez. Bundan başka günahları ise, dilediği kimse için bağışlar. Allah’a ortak koşana gelince, artık o haktan pek uzak bir sapıklıkla [...]
-
Vahiy ve İlham-İslami Sohbet
Vahiy ve ilhâmlar tereşşuhât-ı gaybîye ve tezâhürât-ı mânevîyedir. Gaybî ve gizli sızıntılar ve damlalar, mânevî görünüşler ve ortaya çıkışlardır. Allah’ın emirlerini ve yasaklarını, peygamberlerine melek vâsıtasıyla veya vâsıtasız olarak bildirmesi vahiydir. Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de meâlen buyuruyor ki: “O (Muhammed aleyhissalâtü vesselâm) boş şey söylemez. Yalnız vahyedileni söyler.” 1 İlhâm ise, belli bilgi vâsıtalarına başvurmadan Allah tarafından insanın kalbine veya zihnine indirilen mânâdır. Ya da feyiz yoluyla kalbe gelen mânâ, kalbte meydana gelen, delilsiz olarak anlaşılan ve insanı ibâdet ve amel [...]
-
Anadolu’da Ekilen Nur Tohumları-Nur Sohbet
Sözlerin en güzelinin sahibi olan Cenâb-ı Hak; İbrahim Sûresi 24. âyette, insanları hayra çağıran güzel bir sözü aslı yerde sabit olup dalları semada intişar eden ağaca benzetmiştir. “Görmedin mi, Allah güzel bir sözü nasıl misal getirdi? (Güzel bir söz), kökü sağlam, dalları göğe yükselen bir ağaç gibidir” Kur’ân-ı Kerim, Hadis-i Şerifler ve Selef-i Salihin’in yazmış olduğu eserler güzel sözlerin başında gelirler. Bedîüzzaman Said Nursî’nin binbir meşakkat, zehirlenme, sürgün ve hapislere katlanarak yazmış olduğu Risâle-i Nurlar da, Kur’ân-ı Kerim’de övgüyle bahsedilen [...]
-
Sevmek Samimiyetle Başlar-Dini Sohbet
“Sevmek ölmekle başlar” demiş şâir. Bu sözü söylerken, bir insanı sevmenin zorluğundan mı dem vurmak istemiş, yoksa bir insanı sevmenin tamamen “O” olmakla eş değer olduğunu düşündüğünden mi, bilemiyorum. Ama bana sorarsanız, “Sevmek ölmekle değil, samimiyetle başlar.” Öyle ki; yaptıklarımla, yerine getirdiklerimle ilgili bir durumdur bu. Samimiyetin temelini ise kişinin kendine olan güveni oluşturur. Yani ne istediğini bilen, hayattan ve çevresindekilerden ne beklediğini anlamış ve kendi sınırlarını belirlemiştir. Bu kesin çizgiler sayesinde misafir olduğu yürekleri incitmez ve onlar tarafından da [...]
-
Vesvesenin Zararlarından Kurtulma-Dini Sohbet
Vesveseyi engellemekle değil, onunla uğraşmamakla mükellefiz. Evet, namazda insanın hayâline çirkin, pis ve zararlı şeyler gelebilir. “Eyvah; neler oluyor, düşünmemeliyim, mahvoldum!” gibi düşüncelere kapılınırsa ipin ucu kaçar. Arı kovanıyla uğraşır çomak sokar; onlarla mücâdele etmeye kalkarsanız; üzerinize üzerinize gelir ve mahvedebilirler. Kesin çâre; onlarla hiç uğraşmamak, sakin sakin beklemektir. * Bir de, evham/vesveseyi engellemenin gücümüzü aştığını bilmemiz gerekir. Meselâ, hükûmet; asayiş/emniyet işleriyle görevli memurlarına, “Şu yolda durun, hiç kimseyi geçirmeyin” diye talimat verir… Polis veya bekçi; insan, hayvan ve vasıtalara [...]
-
Dalgalardan Rahatsızlık
28 Şubat postmodern darbe tartışması, süreç aktörlerinin savcılara çarpıcı ifâdeleri ve siyasetin “müdâhil açıklamaları”yla bir başka boyuta varıyor. Sürecin, demokrasiye ve millet irâdesine vurduğu darbenin yanı sıra, “irticaî karakter taşıyor” diye fişlenen yüzbinlerce vatandaşın mağdur edilip maddî-mânevî baskı ve işkenceye tabi tutulmasının, ekonomiyi çökertmesinin, cinâyetlerin, hak ve hukuk ihlâllerinin, değerleri tahribin hesâba çekilmesi beklentisi sürüyor. Ancak 28 Şubat tutuklama dalgaları devam ederken, soruşturmanın genişletilip postmodern darbeye açıkça destek veren, irtica brifinglerini dakikalarca ayakta alkışlayan gazetecilerin, yüksek yargıçların, bürokratların, işadamlarının, sendikacıların, [...]
-
Siyaset Orduyu Perişan Etti
Bitmek bilmeyen gruplaşmalar Her devletin bir işleyiş sistemi vardır ve bu sistem kànunlar çerçevesinde çalıştırılır. Kànunlar, meselâ bir idare sanatı olan siyaset gibi, bürokrasiyi ve bürokrasinin bir parçası olan askeriyeyi de içine alır, selahiyet ve mesuliyet sınırlarını tayin eder. Kànun dışına çıkma yönündeki heves ve alışkanlıklar, beraberinde anarşi, kaos ve karmaşa getirir. Bu da, o devletin bütün vatandaşların huzurunu kaçırır, mutsuz eder. En büyük huzursuzluk ise, siyasetin orduya bulaşması, yahut ordunun siyasete müdahale etmesinde yaşanır. Türkiye, böylesi huzursuzluklara defalarca sahne [...]
