Bediüzzaman Hazretlerinin Yanlış Anlaşılan Sözü

Bediüzzaman Said Nursi, “Zaman tarikat zamanı değil; hakikat zamanıdır.” sözüyle ne kastetmiştir?
Bize göre bunun manası şudur: “Zikirde bir zevk vardır. Ehli tarik, bu zevkin keyfine dalar, belki ömür boyu zikirle meşgul olur. Biri çıksa, dese ki, “Allah nedir?” O şahıs bu soruya ağlayarak cevap verir. “Allah’a inanıyoruz.” der, orada kalır. Eğer ehli hakikat olsaydı, diyecekti ki: “Kardeşim, Allah’ı sıfatlarıyla öğrenebiliriz. Esma-ül Hüsna kitaplarında anlaşılmayan yerler varsa beraberce okuyalım, üzerinde düşünelim böylece hakikate dönmüş oluruz.”
Düşmanın söylemediğini nefis söylermiş. Yani nefis ve şeytan kalbe şüphe atar. Hem nefsimizi susturmak hem de şüphesi olanları ikna etmek için imanın esaslarını ispatlı şekilde anlar ve anlatırız. Bediüzzaman’ın hakikatten kastetmek istediği de budur.
Esat Coşan hocamız profesördü. Avustralya’dayken, tarikat ayağıyla İslamiyet’i yaymaya başladı. Öyle hızla yayılıyordu ki; Avustralya hükümeti kıtanın bütünüyle Müslüman olacağından korktu.
Almanya’da bir konferansımda “Her şeyi yaratan Allah’tır.” dedim, bir şahıs “Gübreleri de mi yaratan Allah? Böyle pis işlere Allah’ı niye karıştırıyorsunuz?” diye itiraz etti. Ona cevaben dedim ki: “Peki Allah yaratmadı da kim yarattı? Evet, gübre pistir amma, tarlaya çekilen gübre mahsulâtı artırır. Gübrenin pisliğini gördüğünüz gibi, buğdayın, elmanın, gülün temizliğini de görün.” Bunları duyan bir arkadaş, ağlamaya başladı. İşte, “Zaman tarikat zamanı değil, hakikat zamanıdır.” sözünün manası da budur. Yani zikir yaparak ağlıyorsunuz, Allah’ın verdiklerine bakarak da ağlayın…
Tarikatlar, İslam üniversitesinin fakülteleridir. Nasıl ki tıp fakültesi, teknik üniversite, güzel sanatlar gibi çeşitli fakülteler var; bunlar eğitimin kolaylığı içindir. Aynı şekilde cemaatler de böyledir. Her cemaat, azizdir, muhteremdir. Hiçbir cemaate karşı çıkamayız. Üstad, “Biz muhabbet fedaileriyiz, husumete vaktimiz yoktur.” buyurmuştur. “Cadde-i Kur’aniye’deki kardeşlerinizi tenkit etmeyiniz.” buyurmuştur.
Ben, Süleyman Hilmi Tunahan’ın da talebesiyim, Mahmud Efendi’nin de talebesiyim, Esat Coşan’ın da talebesiyim, Bediüzzaman’ın da talebesiyim. Hiçbirine muhalefetim yoktur.
29. Mektup’ta ‘Telvihat-ı Tis’a’ bahsi vardır. Tarikatlarla ilgilidir. Bu bölümü okuyan görür ki, tarikatlara hiçbir itiraz yoktur.
O devri iyi anlamak lazım. O zamanlar tarikatlar yasaklandı, tekkelerin kapısına kilit vurulu. Şeyhler asıldı. Kur’an yasaklandı. O sıra Bediüzzaman meydana çıktı. “Sen şeyh misin?” diye üzerinde çok durdular. Şeyhse suçtu bu… Tarikata girmek suçtu.
Uzun don giyenlerin, yemeği sağ eliyle yiyenlerin, duvarlara çıplak kadın resmi asmayanların ‘gerici’ diye itham edildiği, sürgüne gönderildiği bir dönemdi. “Bu hali kabul etmezsek ilerleyemeyiz.” diyorlardı.
Bediüzzaman Hazretleri, tarikata karşı değildi. Gece gündüz devamlı zikrederdi. Zikirleri sesliydi. Barla’da, Emirdağ’da ona yakın oturanlar derlerdi ki; “Hocaefendi gece gündüz zikrediyor, biz sesini duyuyoruz.” Tesbihat’la, Cevşen’le, Risale-i Nur’a bir nevi zikir de ekledi. Böylece pek çok kardeşimiz bunları okuyarak, zikir yönlerini de tatmin etti.
Tarikatın bütün özelliklerini, güzelliklerini hayatında yaşayan biri, “Ben çocukken Kâdiri’ydim.” diyen biri, Nakşi tarikatının tüm gereklerini yerine getiren biri, tarikata nasıl karşı olabilir?..

Bir önceki yazımız olan Çillioğlu Soruşturmasında Fişleme Ortaya Çıktı başlıklı makalemizde düzce il jandarma, kazım çillioğlu ve yasadışı dinleme hakkında bilgiler verilmektedir.

Okunma Sayısı ;

Bediüzzaman Hazretlerinin Yanlış Anlaşılan Sözü Benzer Yazılar

Bediüzzaman’ın ifadesiyle dua, kulluğun büyük bir sırrıdır; kulluğun ruhu hükmündedir. Kul, kendi aczini ve fakrını dua ile ilân eder.
Hepimiz, dünya hayatında yaşadığımız olaylar karşısındaki davranışlarımızla, ahlâkımızla ve kalbimizdeki niyetle imtihan oluyoruz. Yalnızca
Kusursuz yaratılmış imtihan ortamında, bir hikmet üzere kusurlu yaratılmış insanın yaptığı her hata, sınanması, eğitilmesi ve ibret alıp
Peygamber Efendimiz (asm) buyuruyor; “Fitne uykudadır. Uyandırana lânet olsun!” Ahir zamanın en önemli özelliği ümmetin perişanlığıdır,
Zalim Esed’in zulmünden kaçan Suriye’li kardeşlerimiz bize sığınıyorlar. Türkiye böylece mazlumun yanında olduğunu ispat ediyor. Tıpkı

Toplam 0 Yorum Yapılmış

Yorum yapma kapalı.

Bediüzzaman Hazretlerinin Yanlış Anlaşılan Sözü Etiketler