Berat Kandili ve Gecesi

yorum yok
7 views okuma
29 Ağustos, 2012

Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuşlardı: “Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah’ın (s.a.v) ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, âlemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.

Ebu Hüreyre’den (r.a) rivayet edildiğine göre: Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi: Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum. Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı: Bu gece, Allah-u Teâla, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen hepsini bağışlar. Meğerki bağışlayacağı kimseler büyücü, kâhin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teâla onları bağışlamaz.”

Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: “Ya Resulallah başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış. Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: Ne mutlu bu gece rükû edenlere. İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: Bu gece secde edenlere ne mutlu. Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: Bu gece dua edenlere ne mutlu. Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle sesleniyordu: Bu gece, Allah’ı zikredenlere ne mutlu. Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu. Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: Bu gece Müslümanlara ne mutlu. Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları bağışlansın. Bunları gördükten sonra, Cebrail’e sordum: Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak? Şöyle dedi: Allah-u Teâla, bu gece, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder.

Hz. Ayşe (r.a) anlatıyor: “Resulullah (s.a.v) buyurdular ki: “Allah Teâla Hazretleri, Nıfs-u Şaban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder.” 

Berat Gecesinin Özellikleri

Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah’da (c.c) Berat Gecesinde mümin kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: “Mübarek Gece”, “Berae Gecesi”, “Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teâlâ bu gece mümin kullarına beraat yazar)”, “Rahmet Gecesi.”

“Berat, beraet” kelimesi “el-berâe” kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir. “Berâet” iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Müminlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.

Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’dan Mekke’deki Kâbe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır. 

Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat faziletli olması.İlahi rahmetin bütün âlemi kuşatması.Allah’ın af ve bağışlamasının coşması.Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah (s.a.v) Şâban’ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah’tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka. Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır. 

Berat Gecesi Özel Namazları

Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz; yüz rekâttır. Bu namazın her rekâtında, Fatiha’dan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekât kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur. Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi, hesaplanamayacak kadarda çok sevabı vardır. Hasan-ı Basri Hazretlerinden (r.a) gelen rivayete göre: “Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise, Allah-u Teâlâ’nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teâlâ’nın mağfiretidir.”

Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekât olarak kılınır. Birinci rekâtta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükûa gidilir. Rükûdan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen. İkinci rekâtta da aynı şekilde Fatiha’dan sonra kısa bir sure okunur. İlk rekâtta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için âlemlerin Rabbine kalkar…

Bu namaz hakkında Hz. Aişe (r.a) validemiz, Resulullah’ın (s.a.v) şöyle buyurduğunu nakletmiştir. “Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende, en iyisini, Allah ve Resulü bilir dedim. Şöyle buyurdu: Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin verir misin? Olur, dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekâta kaktı. Ayakta iken, birinci rekâtta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca, kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim: Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni övemem. Sonra kendisine sordum: Ya Resulullah, bu gece secdende bir şeyler okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle demem üzerine, bana sordu: Sen onları öğrenebildin mi? Bu sorusuna karşılık: Evet, deyince şöyle buyurdu: Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret.” 

03.07.2012 Tarihli Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in Berat Kandili Mesajı

04 Temmuz 2012 Çarşamba’yı Perşembe’ye bağlayan gece, mübarek üç ayların sonuncusu, her yıl gelişiyle pek çok güzelliğin yaşandığı rahmet, mağfiret ve arınma mevsimi Ramazan-ı şerife adım adım yaklaştığımızın habercisi, kurtuluş, af ve arınma gecesi olan Berat Kandilini idrak edeceğiz. Hızla akıp giden ömür içerisinde böylesine mübarek bir geceye bir kez daha eriştirip bizlere güzel bir fırsat bahşettiği için Cenab-ı Hakk’a ne kadar hamd-ü sena etsek, ne kadar şükretsek azdır.

Kültürümüzde kandil olarak adlandırılan bu mübarek geceler, dünyanın koşuşturması içerisinde varlık ve yaratılış gayesini unutup sonu gelmez emel ve hevesler peşinde koca bir ömrü heba eden bizlere, özümüze dönme ve kendimizi sorgulama, geçici olanla kalıcı olanı fark etme, kalp gözümüzü açma ve gönül dünyamızı temizleme fırsatı sunar. Rabbimize, kendimize ve bütün insanlığa karşı sorumluluklarımızı hatırlatır, bu görevlerimizi ihmal edip etmediğimizi yeniden düşünme, tövbe ederek geçmişi affettirme, dua, azim ve kararlılıkla geleceği inşa etme imkânı sağlar. Her yıl gelen Berat Kandili, bizlere her türlü şer, kötülük, zulüm, haksızlık ve adaletsizlikten beri olmayı, onlardan teberra ederek uzak kalmayı öğretir.

Berat Kandili, Yüce Rabbimiz nezdinde beratımıza vesile olduğu, Rabbimizin affediciliğine ve bağışlayıcılığına sığınmayı öğrettiği gibi, kendimize, ailemize, din kardeşlerimize, yaratılıştan kardeşlerimize ve tüm kâinata karşı affedici, onarıcı ve bağışlayıcı olmayı öğretir. Berat, kırılan kalpleri onarma, dargınlık duvarlarını yıkma, kin, nefret ve intikam duygularını aşma günüdür. Yüce Yaradan’ın affına erebilmek için yaratılanı affetme günüdür.

Berat Kandili, arzularımızın, tutkularımızın, heva ve heveslerimizin, bencilliklerimizin egemenliğinden, nefsimizin esaretinden kurtularak gerçek özgürlük beratımıza nasıl kavuşacağımızı öğretir. Nefis ve şeytanın hile ve tuzaklarına karşı her zaman yüksek bir teyakkuzda olma bilincini diri tutar. Bu kandil, beratımızı almamızın ancak, hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerim’i anlamakla, yaşamakla, Sevgili Peygamberimiz (sav)’in bizlere miras bırakmış olduğu sünnetini ve evrensel ahlâkî erdemleri hayatımıza yansıtmakla mümkün olacağını öğretir.

Berat Kandili vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak isterim ki, bugün İslâm dünyası, bir taraftan Müslüman halkların kendi hür iradeleriyle yönetimlerini belirleme isteklerinin açıkça ortaya çıktığı; diğer taraftan tarihte yaşanmış mezhep farklılıklarının çatışmaya sürüklenmesinin tahrik edildiği; zulümlerin, savaşların, çatışmaların, insan hakları ihlâllerinin, cinayetlerin, terör ve şiddetin, ekonomik sıkıntıların, fakirliğin, cehaletin, geri kalmışlığın yaşandığı zorlu bir süreçten geçmektedir. Özellikle yakın coğrafyamızda yaşanan elim hadiseler, hem bu ülkelerde yaşayan kardeşlerimizin hem de bütün Müslümanların tarihin ender gördüğü ağır bir fitneyle imtihandan geçtiğini göstermektedir. Bu durumda Müslüman toplulukların her türlü şer odağına karşı basiretli, ferasetli ve uyanık olmak yükümlülüğü vardır. Akan kan, kardeş kanıdır. Tarih boyunca İslâm medeniyetine ve onun tüm düşünce yapılarına beşiklik eden coğrafyalarda meydana gelen terör ve şiddet olaylarının bir mezhep gerilimi gibi lanse edilmesi ise büyük bir yanıltmadır. Yaşanan bu hadiselerin bir an önce sona ermesi ve İslâm coğrafyasının bir acı ve elem coğrafyası olmaktan kurtularak, yeniden bir ilim ve medeniyet coğrafyasına dönüşmesi Yüce Rabbimden en büyük niyazımdır.

Bu duygu ve düşüncelerle başta aziz milletimiz, gönül coğrafyamızdaki vatandaş, soydaş ve din kardeşlerimiz olmak üzere tüm İslâm âleminin Berat Kandilini tebrik ediyor; bu mübarek gecenin özellikle şer odakları tarafından ülkemizin de içine çekilmek istendiği aşikar olan ve yakın coğrafyamızda uyandırılmak istenen fitne ateşinden, kargaşa ve kaos ortamından teberra etmemize vesile olmasını; kin, nefret, öfke, kibir, dünyevileşme, güç tutkusu gibi beratımızın önünde duran ve gün geçtikçe artan engelleri bertaraf ederek birbirimizin beratına yardımcı olmayı; İslâm dünyası olarak barış, huzur ve güven içerisinde arınmış gönüllerle, günah yüklerimizden berat etmiş olarak Ramazan-ı şerife girmeyi nasip etmesini Cenab-ı Mevla’dan niyaz ediyorum.

dini sohbet, islami sohbet,dini portal, islami portal, dini chat, islami chat


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Hicret'ten sonra, 622 milâdî yılında, Medine yakınındaki Kûba'da doğdu. ...

Hadden aştı iştiyakım,Ya Resul göster cemalin.Yaktı beni iftirakın,Ya Resul ...

Peygamberimizin İslamiyet’i anlatmaya başladığı ilk zamanlarda iman ile ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*