Cadı Kazanı-İslami Sohbet

yorum yok
4 views okuma
4 Ağustos, 2012

İran’ın, Irak ve Suriye yönetimi ile yakın ilişki içerisinde olması, Kuzey Irak Kürt Bölgesi Lideri Barzani’nin tedirginliğinin iyice artırmaya neden olmaktadır. Barzani, İran’ı hegemonyacı bir politika içerisinde olmakla suçlaması, savaşın eşiğinde olduğu Irak merkezi hükümetiyle yaşamakta olduğu sorunların boyutlarını göstermesi bakımından önem arz etmektedir.

Aslında Kuzey Suriye’de, PYD’nin oluşturmaya çalıştığı Kuzey Irak benzeri bir bölgenin, Barzani’nin de lehine bir gelişme olacağı şüphe götürmez bir gerçektir.

İşte bu noktada, İran ve Irak merkezi hükümeti arasında sıkışıp kalmış olan Barzani’nin, el altından Kuzey Suriye’ye destek vermesine rağmen içerisinde bulunduğu politik açmaz onun bölgede daha aktif bir rol oynamasına engel oluşturmaktadır. Bu çerçeveden bakıldığında, Türk Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun mesajını iyi algılamış olduğu gözükmektedir.

Barzani, İran ve Irakla yaşamakta olduğu çetin sınavın en kritik aşamasında, içinde bulunduğu zor şartlar yüzünden  Türkiye gibi bir müttefik ülkenin desteğini kaybetmeyi göze alması safdillik olsa gerek. ABD, bölgede dar bir çerçeve içerisinde sıkışıp kalmış olan güvenli müttefiki Barzani’nin, stratejik bir hata yapmaması konusunda kendisini uyarmış olması gerekmektedir. Başkan Obama ve Başbakan Erdoğan arasındaki telefon trafiği de bunun bir boyutu olsa gerek.

ABD, Suriye ve İran konusundaki politikasını daha da sağlamlaştırmaya çalışmaktadır. Çarşamba günü ABD Temsilciler Meclisi’nin İran’a karşı enerji, nakliyat ve finansal endüstriler ile ilgili yeni yaptırımlara gidilmesi konusunda dört yüz yirmi bir oyla kabul ettiği yeni tasarı, iplik pamuğuna bağlı olan  İran-ABD ilişkilerini daha da gergin bir ortama sokacağı muhakkaktır. Uygulanan ambargo yüzünden, petrol ihracatı yüzde elli  ve para değeri de yüzde kırk oranında düşen İran, günde iki buçuk milyon varil petrol ihraç ederken, şu andaki petrol

ihracatı bir milyon sekiz yüz bin varile kadar gerilemiş durumdadır. Bu da günlük altmış üç milyon ABD dolarlık bir kayba neden olmaktadır. Temsilciler Meclisi’nin aldığı bu son kararın, İran ekonomisi üzerinde ne gibi yıpratıcı bir etki yapacağını zaman gösterecektir.

ABD, bir yandan İran konusunda daha ağır yaptırımlara imza atarken, Suriye ve Esed politikasında da daha aktif bir yol izlemeye başlamış gözükmektedir. Suriye konusunda daha önceden bazı tereddütler yaşayan ABD’nin, bu aşamada daha net tavır içerisinde olması çok anlamlıdır.

ABD Başkanı Barak Obama, yaklaşan başkanlık seçimleri öncesinde İsrail’in bütün isteklerine boyun eğen bir tutum içerisinde olması dikkat çekicidir.

ABD, Ortadoğu politikasının yeniden şekillenmesi konusunda en büyük rolü Türkiye ile birlikte Suudi Arabistan ve Katar’a yüklemiş gözükmektedir. Türkiye ve Ürdün’de mülteci durumuna düşen Suriyeli muhalifler için de altmış dört milyon dolar ödemeyi kabul etmiş durumdadır.

Dış kaynaklar, Türkiye’nin Suriyeli muhalifler için Adana üzerinden askeri ve haberleşme desteğini vermekte olduğunu özellikle vurgulaması, ister istemez İncirlik Askeri Üssü’nü akla getirmektedir.

Türkiye’nin dolaylı olarak  başka ülkelerin iç politikalarına nüfus etmeye çalışması ve ABD isteklerini kayıtsız ve şartsız uygulamaya koyması dikkat çekicidir.

Başbakan Erdoğan’ın en sıkışık anlarında telefona sarılıp, Başkan Obama ile durum değerlendirmesi yapması ilişkilerin boyutunu göstermesi bakımından önemlidir. Erdoğan-Obama yakınlaşmasını aslında “c’est mon alter ego”(Başka bir ben, benim şıkkı sânim, o demek ben demek) bağlamında değerlendirmek gerekmektedir. Bu politika tam bir tulûat komedisinden başka ne olabilir ki? Hele hele, bu görüşmenin ardından basına yansıyan “beysbol sopalı Obama” görüntüsü her halde her şeyi ifade etmeye yeter de artar bile. Horas’ın deyimiyle; “bir kaş çatışıyla dünyayı sarsan ve yerinden oynatan” kuvvet ve kudret sahibi Jüpiter örneği gibi kendisini gören Obama’nın da büyük bir yanılgı içerisinde olduğu muhakkaktır. Çünkü kuvvet ve kudret sahibi yalnız ve yalnız Allah’u Teâlâ’dır.

İslam ülkeleri kendi sorunlarını biz zati kendileri çözemediği müddetçe, dış aktörlerin beysbollu politikacıları ortaya çıkar.

Bizlere de sadece; “işte gene Krispinus geldi!” özdeyişini tekrarlamaktan başka geriye ne kalabilir ki?

 

dini sohbet,dini sohbet odaları,dini chat,dini sohbetler,dinisohbet,dinichat,dini sohbet siteleri,islami sohbet,nur sohbet,nur chat,seviyeli sohbet,muhabbet,nur sohbet odalari,nur chat odalari


Bir önceki yazımda « makalem var.

Benzer Yazılar

Merhaba Değerli islami sohbet siteleri İle En Güzel Arkadaşlıklara Merhaba ...

Dostluk Ve Saygı Sevgi İle Geliyoruz Kardeşliğe Önem Verenlerin Sitesi Haline ...

Sanma Mutlu Olursun Hayata Yersiz Zamansız Mutluluklar İnsana Tarafsız Duygular ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*