Haccın Yararları Nelerdir?
İnsanlar çoğunlukla mala karşı
gönül doygunluğuna erememiş aşırı bir istek içinde bulunur.
Burada bir noktaya işaret etmekte yarar vardır. İslâm dini mal kazanmaktan
ve ihtiyaç zamanı için mal biriktirmekten insanları men etmiş değil,
bilâkis teşvik etmiştir. Hâdis-i şerifte bildirilen, ihtiras derecesinde
insanlık faziletine engel olan çeşididir. İnsan elbette çalışıp kazanacak,
kendisinin ve çoluk çocuğunun geçimini sağlayacak. Kazancının bir bölümünü
de Allah yolunda harcayacaktır. Böyle yaptığı takdirde mala karşı olan
tutkusunda bir azalma olacaktır. Böylece yoksullara ve hayır kurumlarına
daha çok yardım etme duygusu gelişecektir.
İşte hacda da harcanan para Allah yolunda harcanmış olacak ve insan için
bir eksiklik sayılan ihtirastan onu kurtarmış olacaktır.
Dînî ibadetler özellikle hac, dînî duyguları kuvvetlendirir. Yeryüzünde
Allah'a ibadet için inşa edilmiş olan mabedi (Kâbe'yi) ziyaret etmek,
alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizin doğup büyüdüğü,
Peygamber olarak görevlendirildiği ve son semavî kitap Kur'an-ı Kerim'in
kendisine indiği bu kutsal yerleri görmek insana heyecan verir ve onu
asırlar öncesine, Peygamberimizin yaşadığı mutluluk asrına götürür. Bu ise
hiç şüphesiz onun manevî duygularını kuvvetlendirir.
Hac, insana zorluklara karşı dayanma gücü kazandırır. Hac turistik gezi
değildir, oldukça yorucudur. Esasen her yolculukta birtakım zorluklar
vardır. Yolculuk yapanlara ibadetlerde bazı kolaylıkların sağlanmış olması
bundandır. Hac ise yolculukların en zor olanlarından biridir. Bunun için
hacca niyet etmiş olan kimsenin her zamandan daha çok hoşgörülü olması,
arkadaşlarını incitici ve kırıcı söz ve davranışlardan sakınması tavsiye
edilmiştir.
Böylece insan her zamankinden daha çok iradesine hakim olacak,
öfkelenmemeye, çevresine rahatsızlık vermemeye özen gösterecektir.
Karşılaştığı zorluklara katlanacak, erdem sahibi kişi olmaya yönelecektir.
Hac insana mahşer gününü hatırlatır. İnsanlar ölecek, sonra da dirilip
hesap vermek üzere mahşer yerinde toplanacaklardır. Bilindiği üzere hacca
niyet edilirken normal elbiseler çıkarılır ve iki bez parçasından ibaret
olan ihrama bürünülür. Sosyal durumları ne olursa olsun her seviyedeki
erkek hacı adayı aynı kıyafete girmek zorundadır. Bu ise ona doğuştan
herkesin Allah katında eşit olduğunu, öldükten sonra tekrar dirilip
Allah'ın huzurunda dünyada yaptıklarının hesabını vereceğini hatırlatır
ve ona o hesap günü anını yaşatır. Düşünmesi bile insana dehşet veren o
anı hatırlaması ise, o güne kadar yaptığı pek çok şeye karşı pişmanlık
duymasını ve tevbe etmesini sağlar.
Hac, İslâm kardeşliğini pekiştirir. Toplu halde yapılan ibadetler
insanların birbirleriyle tanışıp kaynaşmalarını sağlar.
Hac, dünya üzerinde yaşayan dilleri ve renkleri ayrı olan müslümanları,
ibadetlerinde yöneldikleri Kâbe'de bir araya toplar, böylece tanışır ve
kaynaşırlar. Ülkeleri hakkında bilgi alışverişinde bulunurlar.
Birbirlerinin dertleriyle ilgilenir, ortak problemlerine çare ararlar.
Bütün bunlar, İslâm kardeşliğinin güçlenmesini sağlar.
Hac, günahlara da kefferat
olur. Her ne kadar hadis-i şeriflerde işlenen hangi günahların
affedileceği açıklanmıyorsa da, hadis alimleri bu günahların Allah'a
karşı işlenmiş günahlar olup kul hakkıyle ilgili olmayan günahlar
olduğunu söylemişlerdir. Nitekim büyük hadis alimi İmam Tirmizî
(200-279) bunu söyleyenlerdendir. (10)
Çünkü işlenen günah kul hakkı
ile ilgili ise, bu haktan arınmadıkça yani hak sahibinden helallik
alınmadıkça yapılacak
tevbe bile sahih ve makbul değildir.
(11)
Hatta Kadı Iyad (476-544), İslâm alimlerinin büyük günahların ancak
tevbe ile ortadan kalkacağında ittifak halinde olduklarını söylüyor.(12)
Allame İbn Nüceym "Bahr-i Raik"
adlı eserinde, haccın -kul hakları şöyle dursun- Allah'a karşı işlenen
günahların bir kısmını bile yok etmesi kesin değildir. Hac, Allah'a
karşı işlenen günahları yok eder dediğimiz zaman, malının zekâtını
ödemeyen kimsenin bu zekat borcu düşer manasına değildir. Belki borcun
zamanında ödenmeyip geciktirilmesi ile ilgili günahı yok eder demektir.
Yoksa borç zimmetinden düşmez.
(13)
Hülasâ hac, dünya ve âhiretle
ilgili, kişisel ve sosyal pek çok faydaları olan bir ibadettir.
Kendisine farz olan bu ibadeti usûlüne uygun olarak, her çeşit kötü
söz ve davranışlardan sakınarak yapmayı başaran kimsenin -kul borcu
ve zimmetindeki vacipler hariç- diğer günahları bağışlanır ve hadis-i
şerifte müjdelendiği üzere annesinden doğduğu gibi tertemiz olur. Her ne
kadar bu konuda İslâm alimlerinin farklı yorumları olsa da Allah Teâla
dilerse bu kulunun şirkten başka bütün günahlarını da bağışlar. Nitekim
Kur'an-ı Kerim'de:
"Şüphesiz ki Allah, kendisine eş
tanınmasını bağışlamaz. Ondan başkasını dileyeceği kimseler için
mağfiret eder" buyurulmuştur.
(14)
Haccın bir özelliği de
diğer ibadetlerden farklı olarak ömürde yalnız bir defa farz olmasıdır.
Birden fazla yapılan hac nafiledir.
Hac günleri değişir
mi?
Son günlerde bazı kimseler, haccın, Peygamberimizden itibaren bugüne
kadar yapılagelmiş olan belli günler dışında da yapılabileciğini, bu
suretle belli günlerde yapılmasından kaynaklanan izdihamın da önlenmiş
olacağını söylüyorlar. Buna da Bakara sûresindeki "Hac bilinen
aylardadır." (17) Âyet-i kerîmesini delil gösteriyorlar.
Bu iddia yanlıştır. Çünkü Kur'an-ı Kerîm ayrıntılara inmez. Ayrıntıları
Peygamberimiz uygulama ve ifade olarak açıklıyor. Kur'an-ı Kerîm
Peygamberimize indirilmiş ve onu açıklaması için de görevlendirilmiştir.
Nitekim:
"Kendilerine indirileni insanlara açıklaman için sana Kur'an'ı indirdik.
Umulur ki düşünürler" (18) buyurulmuştur. Ayrıca Kur'an-ı Kerim
Peygamberimiz'e itaatın Allah'a itaat olduğu (19), emrettiği her şeyin
yapılması ve yasakladığı her şeyden de sakınılması gerektiği (20)
bildirilmiştir.
Namaz, oruç ve zekâtın farz olduğu Kur'an-ı Kerim'de bildirildiği halde
ayrıntılarına yer verilmemiş, ayrıntılar Peygamberimiz tarafından
bildirilmiştir.
Haccın sınırlı günler dışında da yapılabileceğini söyleyenlerin delil
olarak gösterdikleri Bakara sûresinin: "Hac bilinen aylardadır" âyetinde,
bu bilinen ayların hangi aylar olduğu belirtilmemiştir. Bu ayların da
hangi aylar olduğu yine Peygamberimiz tarafından açıklanmıştır.
Diğer taraftan Mekke-i Mükerreme hicretin 8'nci yılında 20 Ramazan'da
fethedildiği halde, o yıl Peygamberimiz sadece umre yapmış ve Zilkâde
ayında Medine'ye dönmüştür.
Ayrıca Peygamberimiz:"Hac ibadetinizi öğreniniz, benim yaptığım gibi
yapınız" (21) buyurmuştur.
Bu itibarla hac ibadetinin, Peygamberimizden itibaren günümüze kadar
uygulanagelmiş olan şekli ve zamanı hakkında son zamanlarda ortaya çıkan
farklı yorumların hiçbir değer taşımayacağı açıktır.