Hazreti Esmâ (r.anhâ) hazırladıklarını Efendimizin önüne getirip koydu.
“Anam babam size fedâ olsun yâ Rasûlallah! Buyurunuz, yiyiniz” dedi. Rahmet
Peygamberi Efendimiz derin bir muhabbetle ashabıyla berâber “Haydin
Bismillah” deyip âfiyetle yediler. Ekmek ve üzüm bereketlenmişti.
Yedikçe artıyordu. Hz. Esmâ hayretler içerisinde kalmıştı. Bu olayı
naklederken şunları söylüyordu:
“Varlığım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, gözlerimle gördüm.
Kırk kişilik cemaat ne üzümü ne de ekmeği bitiremediler. Yanımdaki sudan da
içtikten sonra ayrıldılar. Biz âile halkı olarak bu kırbadan artan suyu içer
şifâ bulurduk. Rızkımıza bereket gelmişti.”
Hazreti Esmâ (r.anhâ) gönlü Rasûlullah sevgisiyle dolu zekî bir hanımdı.
Fırsatları değerlendirmesini bilirdi. Zaman zaman Efendimizin hâne-i
seâdetine gelir, hanımları, müminlerin anneleriyle sohbet ederdi. Hz. Âişe
(r.anhâ) annemizin gelin olarak Efendimizin evine geldiği gün o da orada
bulunmuştu. Bir ara Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimize süt takdim edilmişti.
Efendimiz sütten biraz içtikten sonra Hz. Âişe annemize uzatmıştı. O da yeni
gelin olarak utandığından almak istememişti. Bunun üzerine Hz. Esmâ
(r.anhâ): “Yâ Âişe! Rasûlullah’ın ikramını geri çevirme. Al ve iç” dedi. Hz.
Âişe aldı ve bir miktar içtikten sonra Efendimize tekrar verdi. Resûl-i
Ekrem (s.a) efendimiz bu sefer sütü Hz. Esmâ’ya uzattı. O da kâseyi aldı ve
mübarek artığından içti.
Esmâ binti Yezid (r.anhâ) hanım sahâbîler arasında açık sözlülüğü ve
düzgün konuşmasıyla tanınmıştır. Bu sebebten O’na: “Hatîbetü’n-nisâ” =
Hanımların hatîbi” lakabı verilmiştir. Medîneli hanımlar Rasûlullah
(s.a) Efendimize bir şey soracakları zaman onu temsilci olarak
gönderirlerdi.
Birgün zihinlerini meşgul eden bazı konuları öğrenmek üzere onu temsilci
seçtiler. Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimizden sormasını rica ettiler. O da bu
maksatla huzûra gelerek veciz bir konuşma yaptı. Şöyle ki:
“Anam babam sana fedâ olsun yâ Rasûlallah! Ben sana hanımların elçisi
olarak geldim. Allah seni bütün erkek ve kadınlara peygamber göndermiştir.
Biz sana ve senin rabbına iman ettik. Biz kadınlar evlerimizde oturmakta,
beylerimizin isteklerini yerine getirmekte ve çocuklarımızı büyütmekteyiz.
Siz erkekler ise Cuma namazı kılmak, camiye ve cemaata çıkmak, hastaları
ziyaret etmek, cenazelerde bulunmak, birden fazla hacca gitmek gibi
hususlarda bize üstün kılındınız. Daha önemlisi de Allah yolunda cihat etmek
gibi bir fazîlete nâil kılındınız.
Bir erkek hac veya umre için yahut düşmanla savaşmak üzere yola çıktığı
vakit, biz mallarını korur, iplik eğirip elbiselerini temizler ve dikeriz.
Çocuklarını büyütürüz. Bu hizmetlerimizle biz de erkeklerin kazandığı hayır
ve sevaba ortak olamaz mıyız?” diye sordu.
İki Cihan Güneşi Efendimiz Hz. Esmâ’nın bu sözlerini dikkatle dinledi.
Fikirlerini ifade konusundaki zekâsını ve açık sözlülüğünü takdir etti ve
yanındaki sahâbîlere: “Siz bir kadından, dinî konuda sorduğu bir soruda
bundan daha güzel, daha veciz bir söz işittiniz mi?” buyurdu. Sonra onun
şahsında bütün mümin hanımlara şu müjdeyi verdi:
“Ey hanım, dinle ve seni buraya temsilci gönderen hanımlara da iyice
anlat! Bir kadın kocasıyla güzel geçinip onun hoşnutluğunu, rızasını
kazanırsa, bu saydığın üstün amellerin hepsine denk bir iş yapmış olur. Yani
aynı sevabı elde eder.” buyurdu.
Hz. Esmâ binti Yezid (r.anhâ) bu olaydan sonra “hatîbetü’n-nisâ”
lakabıyla anıldı. Efendimizden almış olduğu bu müjdeyi bir an önce
arkadaşlarına iletmek istedi. Sevinçle oradan ayrıldı. Hızlı adımlarla
arkadaşlarının yanına geldi. Büyük bir neşe içerisinde ve sevinç
gözyaşlarıyla Rasûlullah (s.a) Efendimizden duyduklarını hanım kardeşlerine
aktardı. Hepsi bu müjdeli haberden dolayı adeta bayram yaptı. Artık ev
hizmetlerini bir yük olarak değil, kendilerine sevab kazandıran bir ibadet
olarak gördüler.
Ne ince anlayış!.. Ne gönül alıcı bir hareket.. Ne mükemmel din!..
İnsanı, niyeti ölçüsünde değerlendirip mükâfatlandırmak!.. Erkeğin de
hanımın da çalışmasını ibadet saymak!.. Kadını evine sevgi ile bağlayıp aile
yuvasına hizmet ettirmek!.. Allahım bizlere de bu ince anlayışı, sevgiyi ve
mutluluğu lutfet!.. Gönüllerimizi İslâm’ın güzellikleriyle doldurarak
evimizde, ocağımızda seâdete erebilmeyi nasîb et!..
Hz. Esmâ (r.anhâ) zaman zaman Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimizin sohbetinde
bulunurdu. Birgün huzuruna vardığında ashâb-ı kirâma Deccal ile alâkalı
bilgiler veriyordu. Oturup dinlemeğe koyuldu. Duydukları haberler hayretini
ve dehşetini artırmıştı. Gözyaşlarını tutamayıp için için ağlamağa başladı.
İki Cihan Güneşi Efendimiz onun ağladığını farkedince: “Ey Esmâ! Niçin
ağlıyorsun?” diye sordu. O da: “Ey Allah’ın Resûlü! Karnımız aç iken
ekmeğin pişmesini bile bekleyemeyecek kadar sabırsız kimseleriz. Deccal
çıktığı zaman kıtlık olursa halimiz nasıl olacak?” diye ıstırabını açıkladı.
Bunun üzerine Fahr-i Kâinat (s.a) Efendimiz Hz. Esmâ’yı şöyle teselli etti:
“O gün, Allah’ı tesbîh eder ve kelime-i tevhide devam ederseniz
açlıktan emin olursunuz.” buyurdu. Sözüne devam ederek: “Böyle feryat
etmeye gerek yok. Ben hayatta olur isem, size siper olurum. Deccal
çıktığında ben sağ olmazsam Allah Teâlâ müminleri korur.” buyurarak
zikrullaha çokca devam edilmesi gerektiğini duyurdu.
Esmâ (r.anhâ) bir başka gün de Resûl-i Ekrem (s.a) efendimize
giderek hanımların hayızdan ve cünüplükten nasıl temizleneceklerini
sormuştu. Onun bu tavrını takdir eden Hz. Âişe (r.anhâ) annemiz: “Utanma
duygusunun Ensar kadınlarının dinlerini öğrenmesine engel olmadığını”
söylemiştir.
Esmâ binti Yezid (r.anhâ) Resûl-i Ekrem (s.a) Efendimizden 81 hadis-i
şerif rivayet etmiştir. Sünen sahipleri, onun hadislerinden bazısını
kitaplarına almışlardır. Bir kaç tanesinin meâli şöyledir:
“Kim Allah rızası için bir mescid yaparsa, Allah da o kimseye cennette
bir ev yapar.” (Ahmed İbni Hanbel, Müsned, VI, 461)
“Size insanların en hayırlısını haber vereyim mi?” Ashâb-ı kiramı
“Evet! Ya Rasûlallah:” dediler. Efendimiz: “Allah’ı devamlı
zikredenleriniz.” buyurdu. Sonra sözüne devamla: “Sizin en
kötülerinizi haber vereyim mi?” diye sordu. Peşinden de: “İşte onlar,
Allah rızası için birbirlerini seven dostların arasını açanlar, laf götürüp
getirerek koğuculuk yapanlardır.” buyurdu. (Müsned, 6/459)
Esmâ binti Yezid b. Seken el-Ensariyye (r.anhâ) kuvvetli zekâsı ve veciz
konuşması yanında cesaret ve şecaati ile de tanınan bir hanım sahabîdir.
Hayber Gazvesi ile Mekke Fethine katılmış olan Esmâ (r.anhâ)’nın bilhassa
Yermük Savaşında gösterdiği kahramanlıklar dillere destandır. Onun bir çadır
direğini eline alarak savaş alanına daldığı ve dokuz Bizans askerini
öldürdüğü rivayet edilmektedir.
İslâm davâsı uğruna hayatını fedadan çekinmeyen, ilim meclislerinden
ayrılmayan, fikrini açık ve net olarak düzgünce ifade edebilen ilim
sevdâlısı bu büyük İslâm kadınının nerede ve hangi tarihte vefat ettiği
bilinmemektedir. Allah ondan razı olsun, bizleri şefaatlerinden mahrum
etmesin. Amin.