Hicret Ve İslam Tarihindeki Yeri

yorum yok
0 views okuma
31 Ekim, 2013

fatiha2Hicret, İslâm tarihinin en önemli olayıdır, en büyük hadisesidir. Hicret, müslümanları, müşriklerin zulmünden kurtarmış, İslâm’a yayılma imkânı sağlamış, böylece İslâm İnkılabının başlangıcı olmuştur. Bu itibarla ilk Müslümanlar bu olaya fazlasıyla önem verdikleri ve diğer olaylardan daha çok anılmaya değer buldukları için, Hicretten 17 yıl sonra, Hz. Ömer (R.A.)nun halifeliği esnasında, Hz. Ali (R.A.)nun teklifiyle Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin hicret ettiği yılın 1 Muharrem’i olan 16 Temmuz 622 tarihi, “Hicri- Kameri Takvim” için “takvim başı” olarak kabul edilmiştir.
Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin Mekke-i Mükerreme’den Medine-i Münevvere’ye hicretiyle İslam tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. Hadise sadece bir mekân değişikliği boyutu ile kalmamış, İslâm’ın daveti, teşrii faaliyeti ve siyaseti açısından bir dönüm noktası olmuştur.
Hicretten sonra muhacirlerle ensar arasında tam bir kaynaşma ve dayanışmanın oluştuğu görülmektedir. Bunun sağlanmasında, İslam’ın esasları ve mensuplarına telkın ettiği kardeşlik anlayışı kadar Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimizin uygulamaya koyduğu muahât yani kardeş yapmak uygulamasının da etkisi büyük olmuştur. Bu uygulama hicretten hemen sonra gerçekleştirilmiş ve Resûl-i Ekrem (S.A.V.) efendimiz, ensarla muhacirleri biraraya getirerek her muhacir için ensardan bir kardeş tayin etmişti. 186 ailenin kardeş ilan edildiği bu uygulama sadece şekilde kalmamış, muhacirler ve ensar kan bağından öte bir bağlılıkla birbirlerine bağlanmışlardı. Hatta mirasla ilgili ayet-i kerimeler gelinceye kadar bu kardeşler birbirine varis dahi oluyorlardı. Siyasi, iktisadî, içtimaî, dinî ve askerî pek çok fayda sağlayan muâhât, İslâm toplumunun yapılanmasındaki rolü bakımından hicrete anlam kazandırmış ve muhacirlerin Medine-i Münevvere’deki hayatlarını kolaylaştırmıştır.
Hicretin siyasî açıdan büyük bir değişime imkân sağladığı aşikârdır. Mekke-i Mükerreme’deki müşriklerin baskıları karşısında pek çok eziyet ve işkencelere maruz kalan Müslümanlar, hicret sayesinde güç bulmuş ve Hz. Peygamber (S.A.V.)’in önderliğinde bir devlete kavuşmuşlardır. Hicretten sonra Yesrib şehrinin adı fesat anlamındaki bir kökten geldiği için Hz. Peygamber (S.A.V.) tarafından hoş ve güzel anlamındaki Taybe veya Tabe’ye çevrildi. Daha çok da Medinetü’r-resûl yahut Medine-i Münevvere adıyla kullanılarak Müslümanların kurdukları devletin ilk baş şehri oldu ve bu konumunu Hz. Osman (R.A)nun şehit edildiği tarihe kadar korudu. Ayrıca Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz, Hz. İbrahim’in haremi yani Mekke-i Mükerreme’den sonra bu yeni merkezin de harem olmasını ALLAH Teâlâ’dan niyaz etmiş, niyazının kabulü üzerine de şehrin doğusundaki Harretüvakım ve batısındaki Harretülvebre ile güneydeki Air (Ayr) ve kuzeydeki Küçük Sevr dağları arası şehrin harem sınırı olarak kabul edilmiştir. Hz. Peygamber (S.A.V.) efendimiz, Mekke-i Mükerreme’nin fethinden sonra Ensara karşı vefa duygusuyla hareket ederek Medine-i Münevvere’yi bırakmamış ve vefatında Mescid-i Nebevî’deki hücre-i saadetine defnedilmiştir.


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

NEMRUT Hz. İbrahim’i ateşe atmak için odunları yığar ve tutuşturur. Alevler ...

Toplum Olarak Nerede hata yaptık Toplum Olarak üzerimize düşeni ne kadar yapa ...

Dini Tacircilere Dikkat Dini Kulanıp Karı Kız Peşinde Koşan insancıklara bir ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*