Hz. Abdullah Bin Revâha (r.a)

yorum yok
1 views okuma
29 Ağustos, 2012

Akabe gününde İslâm’a giren şair sahabe. Nesebi Abdullah b. Revâha b. Sa’lebe b. İmriü’l-Kays b. Amr’dır. Künyesi Ebu Muhammed, unvanı şâir-u Rasûlüllah’tır. Babası Revâha, annesi Kebşe’dir. Sahabenin büyüklerinden ve Ensar’ın ileri gelenlerinden olan Abdullah Medine’de doğdu. Hazrec kabilesine mensup olup ne zaman doğduğu kesin olarak bilinmemektedir. İkinci Akabe gününde Müslüman olmuş ve kabilesini temsilen Peygamberimize bey’at etmiştir.

Hicret günü Rasûlullah’a mihmandarlık etti. Muhacirlerden Mikdad b. Esved’i kardeş edindi. Aynı zamanda o, Hz. Peygamber (s.a.v)’in kâtiplerindendi. Bedir, Uhud, Hendek ve Hayber gazvelerine katıldı. Hudeybiye barışı ve Umretu’l-Kaza seferlerinde peygamberimizin yanında yer aldı. Bedir savaşının zafer müjdesini Zeyd b. Hârise ile birlikte Medine’ye ulaştırdı. Bedru’l-Mev’id gazasında Rasûlullah’ın Devlet Başkanlığına vekâleten Medine’de kaldı. Hicretin 6. yılında (627) üç kişilik heyetin başkanı sıfatıyla Hayber’e gitti. Yahudilerin başkanı Üseyr b. Zârim’in Yahudilerle birlikte Gatafan kabilesini Müslümanlara karşı kışkırttığını gördü. Hayber’de üç gün kaldı. Dönüşünde gördüklerini Hz. Peygamber (s.a.v)’e aktardı.

Yine aynı yılın Şevvâl ayında Hayber’e elçi olarak gönderildi. Yanında bulunan otuz kişiyle birlikte Hayber’e vardı. Üseyr b. Zârim ile görüştü. Allah Resul’ünün kendisini Hayber’e vali yapacağını, Medine’ye gelmesi halinde kendisine ikram ve ihsanda bulunacağını bildirdi. Üseyr, bu teklife memnun oldu, valiliğe heveslendi. Yanına aldığı otuz kişiyle birlikte yola çıktı. Yolda, sahabeden Abdullah b. Üneys’in kılıcına el atarak onu öldürmek istedi. Abdullah, bunun ahde vefasızlık olduğunu bildirdi. İkinci kez yine Abdullah’ın kılıcına el attı. Bu durum karşısında Yahudilerden yirmi dokuz kişi kılıçtan geçirildi. Bir kişi kaçıp kurtuldu.

Hz. Peygamber’in Basra hükümdarına gönderdiği elçinin Şam valisi Şurahbil tarafından öldürülmesi olayıyla ilgili olarak hicretin 8. yılında bir ordu hazırlandı. Bu ordunun komutasıyla ilgili olarak Hz. Peygamber (s.a.v) şu açıklamada bulundu: “Cihada çıkacak şu insanlara Zeyd b. Hârise’yi kumandan tayin ettim. Zeyd b. Hârise şehit olursa, yerine Ca’fer b. Ebi Talib geçsin, Ca’fer b. Ebi Talib de şehit edilirse, yerine Abdullah b. Revâha geçsin. Abdullah b. Revâha şehit olursa, Müslümanlar, aralarından uygun birini seçip, kendilerine kumandan yapsınlar.” Müslümanlar bir müddet ilerlediler. Düşman ordusunun gücü ve sayıca çok oluşu Müslümanları endişelendirdi. Zeyd b. Hârise, ne yapmak gerektiği konusunda istişare yaptı. Abdullah b. Revâha, Rumlarla çarpışmaktan yana olduğunu bildirdi. Müslümanlar, Mûte’de savaş düzeni aldılar, çarpışmaya başladılar. Zeyd b. Hârise, vücudu mızraklarla delik deşik oluncaya kadar savaştı ve şehit oldu. Sancağı Ca’fer aldı. O da savaştı, şehit oldu. Ca’fer’den boşalan sancağı Abdullah b. Revâha aldı. Bir mızrak darbesiyle yaralandı ve o da şehit, oldu. (629)

Hz. Âişe’nin bildirdiğine göre, Mûte şehitleri İbn Hârise, Ca’fer ve İbn Revâha’nın şehadet haberi geldiğinde Rasûlullah (s.a.v) Mescitte oturmuştu. Yüzünde hüzün ve kederin izleri görülüyordu. Bu sırada Rasûlullah’a birisi geldi ve “Ca’fer’in kadınları ağlaşıyorlar” dedi. Rasûlullah ondan kadınları çığlık atmaktan alıkoymasını söyledi. Adam gitti, ancak kadınlar ona itaat etmediler. Geriye gelip kadınların hâlâ ağlaştıklarını Rasûlullah’a söyledi. Üçüncü defa gelişinde Rasûlullah şöyle buyurdu: “Hadi git bu kadınların ağızlarına, yüzlerine toprak saç.”

Hz. Abdullah b. Revâha Mûte’ye giderken evliydi, fakat çocuğu olmamıştı. Abdullah, güçlü bir hatip ve büyük bir şairdi. Peygamberimize şiir yoluyla sataşan kâfirlere karşı onu savunan şiirler yazdı. İbn Revâha, Ka’b b. Malik ve Hassan b. Sâbit Müslümanların şairleriydi. İlk İslâmî şiirleri onlar yazdı. Onlar hakkında Şuara suresinde şöyle buyrulur: “Şairlere sapıklar uyar. Onların her sahaya dalıp çıktıklarını ve yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmez misin? Ancak iman edip salih ameller işleyenler Allah’ı çok zikredenler ve haksızlığa uğratıldıktan sonra haklarını alanlar böyle değildir. O zalimler, yakında nasıl bir yıkılışla altüst edileceklerini bileceklerdir.” (Şuara, 26/224-227)

Allah’ı çok zikreden işte yukarda bahsedilen üç sahabedir. Abdullah müşriklerin küfrünü yüzlerine vuran şiirler söylerdi. Peygamberimiz onun şiiriyle ilgili olarak “Kureyş müşriklerine ok yağdırmaktan daha etkilidir” buyurmuştur.

Abdullah, Mute gazasına giderken ağlamış, sebebi sorulduğunda şöyle demişti: “Benim dünyaya karşı sevgim, sizlere karşı ziyade arzum yoktur. Ancak ben Rasûl-i Ekrem’den (s.a.v) Meryem suresi yetmiş birinci “İçinizden hiç biriniz hariç olmamak üzere mutlaka hepiniz Cehenneme varacaksınız” ayetini işitmiştim. Ayette bahsolunan Cehenneme uğradığımda halim nice olur diye düşündüğümden ağlıyorum.” Uğurlayanlardan bazıları onu teselli ederek, “Cenab-ı Hak sizleri korusun, düşman şerrini sizden uzaklaştırarak sağ salim dönmenizi nasip etsin.” demişler, bunun üzerine Abdullah şu şiiri söylemiştir:

“Günahkârım fakat ben Af isterim Rabbimden,
Ya da kanımı dökecek bir vuruş isterim.
Kılıç ya da mızrakla deşilip çıkmış ciğerim.
Ta ki beni gören samimice desin,
Şu savaşçıya Allah rahmet eylesin.”

Yine Mûte’de ordu komutasını eline alırken şu şiiri söylemiştir:

“Nefsim bir isteksizlik var sende,
Savaşacaksın dilesen de dilemesen de.
Hani çoktandır yoktu sende ölüm korkusu,
Ca’fer, ne güzel geliyor Cennet kokusu .”

Hicret’in yedinci yılında Hz. Peygamber Umre için Mekke’ye girerken yanında Abdullah İbn Revâha da vardı ve şu şiiri söylemekteydi.

“Çekilin kâfirler nebinin yolundan bugün,
Vururuz yoksa boynunuzu inkâr etmiştiniz dün.
Öyle bir vuruş ki ayırır gövdeden başı,
Hatırlatmaz insana ne dost ne arkadaşı.”

Bunun üzerine Hz. Ömer ona: “Ya Abdullah, Harem’de Allah’ın Resul’ünün huzurunda mı böyle karşıdakileri çatışmaya tahrik eden şiiri söylüyorsun?” demiş, Rasûlullah da: “Bırak ya Ömer söylesin. Vallahi Abdullah’ın sözleri bu kâfirlere ok yarasından daha fazla tesir eder” buyurmuştur. Rasûlullah, İbn Revâha için “Kardeşiniz şüphesiz bâtıl söz söylemez” buyurmuş, bâtıl sözler dışındaki şiirlerde hikmet ve yarar vardır demiştir.

Adı: Abdullah
Künyesi: Ebû Muhammed
Doğum yılı: Tespit edilemedi
Doğum yeri: Medine
Baba adı: Ravâha b. Sa’lebe
Anne adı: Kebşe bint Vâkıd
Eş(ler)i: Tek hanımı var fakat ismi tespit edilemedi.
Akrabaları: Amre adlı kız kardeşi vardır ve ondan dolayı Numan b. Beşir’in dayısıdır.
Oğulları: Yok
Kızları: Yok
Kabilesi: Hazrec’in Benî Hâris kolundan
İslâm’a girişi: II. Akabe bey’atı öncesi yani M. 621-622 civarında
Sohbet süresi: 8-9 yıl
Rivayeti: 1-2 rivayeti var. Ancak hakkında birçok rivayet nakledilmiştir.
Yaşadığı yer: Medine
Mesleği: Şair, hatip, edip, asker… İslâm’ı savunan, müşrikleri hicveden önemli şairlerden, oldukça etkili konuşmalar yapan hatiplerdendir.
Hicreti: Yok
Savaşları: Bedir, Uhud, Hudeybiye, Hendek, Hayber, Mûte
Görevleri: II. Bedir Seferinde Medine’de Hz. Peygamber’e vekâlet, Hayber öncesi gönderilen seriyyenin komutanı, Mûte’de Zeyd ve Cafer’in şehit düşmelerinden sonra üçüncü komutan ve sancaktar.
Fiziki yapı: Tespit edilemedi
Mizacı: Abid, zahid, tefekküre, zikir ve ibadete düşkün.
Ayrıcalığı: II. Akabe bey’atındaki 12 nakibden biri, cahiliye döneminden beri okur-yazar olduğu gibi, Hz. Peygamber’in de özel kâtiplerindendir.
Ömrü: Orta yaşta olduğunu tahmin ediyoruz.
Ölüm yılı: H. 8
Ölüm yeri: Mûte (Ürdün)
Ölüm sebebi: Şehit
Hakkında: Hz. Peygamber’in “Kardeşiniz boş ve ahlâksızca şeyler söylemez”, “Müşriklere yönelttiği şiirleri, oklardan daha etkilidir.” “Allah kardeşim Abdullah b. Ravâha’ya rahmet eylesin, nerede namaz vakti girse, devesini çöktürür (ve namazını kılar)dı” şeklindeki övgülerine mazhar olmuştur. Ayrıca şairler aleyhine 19. Şuara 224-226 ayetleri inince kendi hakkında endişesini dile getirince, “Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah’ı çokça ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir” şeklindeki 227. ayet inmiştir.
Hadisleri: Bir gece yoldan gelmiş, alelacele hanımının yanına vardığında evde lambanın yandığını ve hanımın yanında birinin olduğunu hissedince kılıcını çekmişti. Bunu fark eden hanımı “Aman yavaş ol! (Yanımdaki) saçlarımı tarayan falan hanımdır!” demiş ve onu durdurmuştu. O, bunu haber verince, Hz. Peygamber, bir kimsenin yolculuktan ailesine geceleyin dönmesini yasakladı.
Sözleri: Allah Resulü, Hendek Savaşı’nda Abdullah b. Ravâha’nın şu şiirini yüksek sesle okumuştur: Allah’ım! Sen olmasaydın, doğruyu bulamazdık, Zekâtı da veremezdik, namazı da kılamazdık! Bari üzerimize indiriver sekînet, Sabitle ayaklarımızı, savaşırsak şayet! İstedikleri fitneden kaçındığımız, Bilinse de, bize karşı azdı düşmanımız!

dini sohbet, islami sohbet,dini portal, islami portal, dini chat, islami chat


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Hicret'ten sonra, 622 milâdî yılında, Medine yakınındaki Kûba'da doğdu. ...

Hadden aştı iştiyakım,Ya Resul göster cemalin.Yaktı beni iftirakın,Ya Resul ...

Peygamberimizin İslamiyet’i anlatmaya başladığı ilk zamanlarda iman ile ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*