Hz. Ammar İbni Yâsir (r.a)

yorum yok
8 views okuma
29 Ağustos, 2012

Ammar İbni Yâsir (r.a) imanda azmin ve sebatın sembolü bir yiğit! İnancı uğruna gösterdiği fedakârlıklar, İslam’ın yüceliğinin bir vesikası olan kahraman! Fedakârlığın imanın özü olduğunu gösteren ilk şehit çocuğu… Rasûlullah Efendimizin (s.a.v); “Cennet üç kişiye müstahaktır. Ali, Ammar ve Selman.” iltifatına mazhar cennetlik bir insan! Babası Yâsir, Yemenli Kahtânî kabilesinin Ans kolundandır. Kaybolan kardeşini aramak için Mekke’ye geldi. Benî Mahzum kabilesinden Ebû Huzeyfe İbni Mugire’nin himayesine girdi. Sümeyye adındaki cariyesi ile evlendi. Bu evlilikten Ammar dünyaya geldi.

Ebu’l-Yekzan künyesiyle anılan Ammar İbni Yâsir, Erkam’ın evinde Suheyb ile birlikte otuzuncu Müslüman olarak İslam’la şereflendi. Kısa bir müddet sonra babası Yâsir ve annesi Sümeyye hatun da Müslüman oldular. İslâm’ın ilk günleri zorlu günlerdi. İlk Müslümanlar da zor zamanı yaşayan insanlardı. Zira müşrikler İslam’a girenleri tehdit eder, himâyesiz kimseleri de işkence altında inletirlerdi. Yâsir ailesi bu iniltileri bu acıları gönüllerine gömen ve müşriklerin en ağır işkencelerine karşı kahramanca direnen yiğitlerdir. Kalbi kararmış, gözü dönmüş, zalimler Yâsir ailesine akla hayale gelmeyecek işkenceler yaptılar. Güneşin en kızgın saatlerinde üçünü birden çölün kavurucu kumlarına gömdüler. Üzerlerine, derileri kavlatan kor parçası koydular. Fakat kalplerinden imanlarını alamadılar.

Fahr-i Kâinat Efendimiz her gün Yâsir ailesinin yanına giderdi. Onlara manevî kuvvet, ruhi direnç verirdi. Bir ziyaretinde Ammar (r.a) Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimize: “Ya Rasûlallah işkence son haddine vardı.” dedi. İki Cihan Güneşi Efendimiz de ona: “Sabret ey Ebü’l-Yekzan! Sabrediniz ey Yâsir ailesi! Size vadedilen yer cennettir.” buyurdu. Onlara yüce hedefler göstererek acılarına, dertlerine ortak oldu.
Yine bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz, Ammar (r.a)’ın yanına uğradı. Ateşle dağlayarak ona azap ettiklerini gördü. Mübarek eliyle başını sıvazladı ve: “Ya Rab! Bu ateşi İbrahim’e berd ü selâm buyurduğun gibi Ammar’a da serin ve zararsız eyle.” diye dua etti.

Ne dehşet verici, ne yürek dağlayan bir hadise! Hangi yürek dayanabilir buna? Amma ilâhî irade böyle… Kader çerçevesi böyle çizilmiş… Bir mücadele vermek gerekiyor… Allah Teâlâ kulunda bu gayreti görmek istiyor… Buyuruyor ki: “Yoksa Allah içinizden cihat edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?” (Al-i imran: 142) “İnsanlar, imtihandan geçirilmeden sadece iman ettik demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?” (Ankebût; 2)

Yâsir ailesi gün geçmezdi ki işkenceye tâbi tutulmasın. Müşrikler, Sümeyye hatunu iki devenin arkasına bağlayarak yerlerde sürüklediler. Ebu Cehil ve avânesi, kamçı vurarak işkence ettiler. O gün anne ve babası ikisi birden şehadet şerbetini içti. Tenleri kızgın çölde kaldı. Ruhları ise Cennete yükseldi.
İslam’ın ilk şehitleri olarak tarihe geçen Yâsir ailesi kıyamete kadar gelecek müminlere bu davranışlarıyla tükenmeyen bir şeref, bir asalet bıraktılar.

Ammar (r.a) kendine yapılan zulüm ve cefaya direnmeye devam etti. Bir gün yine ona aklını kaybedesiye, soluğu kesilinceye, derileri soyuluncaya kadar çok ağır işkence yaptılar. Putlarını hayır ile yâd etmedikçe bırakmayacaklarını söylediler. O da ölümden kurtulmak için onların istedikleri şekilde Lât ve Uzza lehinde zaruretten konuşmak zorunda kaldı. Müşriklerin elinden kurtulur kurtulmaz doğruca Rasûlullah (s.a.v) efendimizin huzuruna vardı. Başından geçenleri ağlayarak anlattı. Efendimiz ona: “Bu sözleri söylerken kalbini nasıl buldun?” diye sordu. O da: “Kalbimde Allah’a imanda en ufak bir değişiklik olmadı.” dedi. Bu cevap üzerine Efendimiz (s.a.v): “Ammar’ı başından ayağına kadar iman kapladı. İman kemiklerine işledi.” buyurdu.

Gözyaşlarını mübarek elleriyle sildi. Kalpte iman yerleştikten sonra diliyle zarurete binaen söylemenin imana zararı olmadığını hatta yine işkenceye uğrarsa aynı sözleri söyleyebileceğini ona şu ayet-i kerime ile müjde verdi. Mealen: “Kalbi imanla dolu olduğu halde inkâra zorlanan müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkâr edip gönlünü kâfirliğe açanlara Allah’ın gazabı vardır. Büyük azapta onlar içindir.” (Nahl suresi: 106)

O, ilk önce Habeşistan’a daha sonra Medine’ye hicret etti. Resûl-i Ekrem (s.a.v) efendimiz onu Huzeyfe İbni Yeman (r.a) ile kardeş ilan etti. Mescid-i Nebevi’nin inşasında büyük gayretler gösterdi. İkişer ikişer kerpiç taşıdı. Efendimiz onu yüzü gözü toz içerisinde görünce: “Vah Ammar! Vah Ammar! Seni asi bir topluluk öldürecek, sen onları cennete, onlar ise seni cehenneme davet edecekler.” buyurdu.

Ammar (r.a) Bedir’den itibaren bütün gazvelerde bulundu. Büyük kahramanlıklar gösterdi. Yemame savaşında kulağı kopmuş sallanırken o yiğitçe savaşmağa devam etti. Dağılmak üzere olan orduyu: “Ey Müslümanlar! Cennetten mi kaçıyorsunuz? Ben Ammar İbni Yâsir’im. Bu tarafa gelin.” diye haykırarak toparladı. Hz. Ömer (r.a) zamanında Kûfe’ye vali olarak gönderildi. Hz. Ali (r.a) devrinde Cemel ve Sıffin’de 93 yaşlarında çarpışırken şehit düştü. Hz. Ali (r.a.)’ın kıldırdığı cenaze namazından sonra oraya defnedildi.

O, uzun boylu, kara yağız, ela gözlü ve geniş omuzluydu. Son derece sade ve nezih yaşadı. Hiçbir namazını kazaya bırakmadı. 62 hadis-i şerif rivayet etti. Buhari’de geçen bir rivayeti şöyledir: “Üç şeyi nefsinde toplayan kimse imanın tamamını elde etmiş olur.
Kendi aleyhine de olsa insafı elden bırakmamak,Herkese selâm vermek.Fakir iken bile sadaka vermek.Cenab-ı Hak Ammar İbni Yâsir (r.a)’ın azim ve sebatını bizlere de lütfedip şefaatine nail eylesin. Âmin.

dini sohbet, islami sohbet,dini portal, islami portal, dini chat, islami chat


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Hicret'ten sonra, 622 milâdî yılında, Medine yakınındaki Kûba'da doğdu. ...

Hadden aştı iştiyakım,Ya Resul göster cemalin.Yaktı beni iftirakın,Ya Resul ...

Peygamberimizin İslamiyet’i anlatmaya başladığı ilk zamanlarda iman ile ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*