İlim meclisinde bulunmak-İslami Sohbet

yorum yok
0 views okuma
19 Eylül, 2012

Hz. Peygamber bir gün mescitte biri Allah’a yalvarıp yakaran diğeri ise fıkıh öğrenip başkalarına da öğreten iki grup insan gördü.

Bunun üzerine: “Her iki meclis de hayır üzerindedir. Ancak biri diğerinden daha üstündür. Allah Teâlâ şu kendisine zikrederek yalvarıp yakaranlara isterse verir, İsterse de vermez. Diğerleri ise hem kendileri öğreniyorlar ve hem de bilmeyenlere öğretiyorlar. Ben de bir öğretici olarak gönderildim” buyurarak ilim öğrenen ve öğreten gruptakilerin arasına oturdular. [Hayatu’s Sahabe]

“Öğrenmek isteyene merhaba!”

Saffan bin Assâl el-Murâdî şöyle anlatıyor: Mescitte bulunduğu bir sırada Hz. Peygamber’in yanına vardım. Kendisi kızıl bir abaya bürünmüşlerdi: “Ey Allah’ın Resulü! Ben bir şeyler öğrenebilmek için geldim” dedim. Bunun üzerine: “İlim öğrenmek isteyenlere merhaba!” buyurdular. [Taberani]

Hz. Peygamber ilim öğrencilerine iltifat etmiştir

Ebu Harun şöyle anlatıyor: Biz Ebu Said el-Hudrî’nin ilim meclisine devam ederdik. Her gidişimizde bizi: “Hoş geldiniz! Hz. Peygamber’in bize tavsiye etmiş olduğu kimselere merhaba!” diye karşılayarak şunları söylerdi: “Hz. Peygamber bizlere: “İnsanlar size bağlıdırlar. Yeryüzünün çeşitli yerlerinden dinin hükümlerini öğrenmek için birçok insan size gelecektir. Ben size, yanınıza gelen bu insanlara iyi davranmanızı tavsiye ediyorum” buyururlardı.” [Tirmizi]

Ebu Said el-Hudrî şöyle demiştir: “Hz. Peygamber bizlere: ‘Yeryüzünün çeşitli bölgelerinden birçok insanlar dinlerini sormak üzere size geleceklerdir. Size bu kişilere iyi davranmanızı ve kendilerine yer vermenizi tavsiye ediyorum. Onlara bildiklerinizi öğretiniz ve ‘Merhabâ! Yaklaşınız!’ deyiniz’ buyurmuşlardır.” [Kenz]

Ebu Said el-Hudrî yanına gelen genç talebeleri: “Hz. Peygamber’in bizlere tavsiye buyurduğu kimselere merhaba!” diyerek karşılar ve şöyle derdi: ‘Hz. Peygamber bize, sizin gibi olanlara yer vermemizi ve hadis öğretmemizi emretmişlerdi. Bizden sonra yerimize siz geçeceksiniz ve bu hadisleri halka nakledeceksiniz.’

Ders verdiği kişilere de: “Eğer anlamadığın bir şey varsa bana sor. Çünkü benim için sana söylediklerimi anlamış olarak kalkıp gitmen; anlamaksızın ayrılmandan çok daha sevindiricidir” derdi. [Kenz]

İlim öğrenmek için yolculuğa çıkıyor

Câbir bin Abdillah (ra) şöyle anlatıyor: Bana bir kişinin Hz. Peygamber’den dinlediği bir hadisi naklettiği haber verildi. Bunun üzerine hadisi bizzat o adamın ağzından dinlemeye karar verdim. Bunun için de bir deve satın aldım ve adamın bulunduğu Şam’a doğru yola çıktım.

Bir aylık yolculuktan sonra oraya ulaştığımda hadisi nakledenin Abdullah bin Üneys olduğunu öğrendim. Doğruca evine vardım ve kapıcıya: “Git, Abdullah’a Câbir’in kapıda beklediğini haber ver!” dedim. O içeriden: ”

Abdullah’ın oğlu Câbir mi?” deyince: “Evet!” dedim. O zaman elbisesinin eteğine basa basa yanıma geldi.

Hoşbeşten sonra: “Senin, Hz. Peygamber’den kısas hakkında bir hadis naklettiğini duydum ve bu yüzden de bir araya gelmezden önce ikimizden biri ölür korkusuyla bir deve satın alarak hemen buraya geldim” dedim. Bunun üzerine şunları anlattı: “Bir gün Hz. Peygamber: ‘Allah Teâlâ kıyamet gününde insanları çırılçıplak, sünnetsiz ve bühm olarak haşredecektir” buyurdular.

“Bühm”ün ne demek olduğunu sorduğumuzda da: “Yanında hiç bir şey bulunmayan kimse demektir” dediler ve sonra da sözlerine şöyle devam ettiler: “Sonra Allah Teâlâ uzak-yakın tüm insanların işitebileceği bir sesle şunları söyler:

“Yargılayacak ve sorguya çekecek olan mülk sahibi Benim. Cehennem halkından hiç kimse cennetliklerden birisinde bulunan en ufak hakkını almadığı sürece cehenneme atılmayacaktır. Aynı şekilde cennetlik olan hiç kimse bir tokat dahi olsa cehennem halkından birisinden hakkını almadıkça cennete girmeyecektir.”

Bunları dinlediğimizde: “Ey Allah’ın Resûlü! Biraz önce insanların çırılçıplak, sünnetsiz ve yanlarında hiç bir şey bulunmaksızın haşredileceğini söylemiştiniz. Peki, insanlar neyi vereceklerdir?” dedik. Hz. Peygamber: “Kısas ve hak alış-verişi insanların iyilik ya da kötülükleriyle olacaktır. Borçlu olan kişinin sevabından alınarak hak sahibine verilir; eğer sevabı yoksa hak sahibinin günahının bir kısmı borçlunun üzerine yüklenir” buyurdular.” [Heysemi]

Ebu Musa ile Hz. Ömer’in gece sohbeti

Bir gece Ebu Musa el-Eş’arî yatsı namazından sonra Hz. Ömer’in yanına geldi.

Hz. Ömer:”Bu saatte ne arıyorsun?” diye sordu. Ebu Musa: “Seninle konuşmak için geldim” dedi.

Hz. Ömer: “Konuşmak için vakit geç değil mi?” deyince de: “Fıkhî bir meseleyi görüşmek istiyordum” karşılığını verdi. Bunun üzerine oturdular ve uzun bir süre konuştular.

Bir ara Ebu Musa: “Ey Mü’minlerin Emîri! Biraz da namaz kılsak” diyecek olduysa da Hz. Ömer: “Biz zaten şu anda namazdaymışız gibi sevap kazanıyoruz” diyerek konuşmayı sürdürdü. [Kenz]

dini sohbet, islami sohbet,dini portal, islami portal, dini chat, islami chat,muhabbet,seviyeli sohbet


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Adana Dini Sohbet Keyfini Yaşıycak Adana Sohbet Ve Adana İslami Sohbet Keyfini ...

İStanbul Dini Sohbet Odaları Dini Sohbet İstanbul  Olarak Sizleri Siz Le ...

Dini Sohbet Odasında Muhabbet Etmek Muhterem Dini Sohbet Odası Kardeşlerim ...

Yorumlar



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.