islamcıların imtihanı – Dini Sohbet – İslami Sohbet

yorum yok
10 okuma
11 Aralık, 2011

Arap Baharı olmasaydı Fas İslamcıları seçimlerden birincilikle çıkamazdı. Kuvvetli esen Arap Baharı razgarı ile birlikte Fas rejimi (Mahzen) kabzasını gevşetmek zorunda kaldı. Bir taraftan Fas Adalet ve Kalkınma Partisi kendisini rahat ve güvende hissetti ve kendi kendine uygulamış olduğu sınırlamaları veya otosansürü kaldırdı. Buna mukabil Mahzen (rejim) de seçimlere hile karıştırmaktan imtina etti. Seçimlere hile karıştırmasının Arap Baharına davetiye çıkaracağını düşünmüş olmalı. Rejim akıllı hareket ederek üzerine gelen tufanı önlemiş oldu. Lakin bu defa da rejim ile İslamcılar arasında olan zıtlaşma, seçimler ve sonuçlarıyla birlikte İslamcıların kendi arasına taşınmış oldu. Fas’ta iki mühim İslami hareket var. Bunlardan birisi Ahmet Raysuni’nin manevi liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi. Bu partinin fiili liderliğini ise Abdulilah Benkiran yapıyor. Diğer hareket ise El Adlu ve’l İhsan cemaati. Seçimlerden sonra Kral Muhammed VI, hükümeti kurma görevini Benkiran’a verdi. Benkiran’dan önce ise Fas AKP’sinin başında Sadettin Osmani bulunuyordu. Fas ve Ürdün gibi ülkelerde İslamcılar başkanlık noktasında dönüşümlü liderliğe açık hareket ediyorlar. Bu da onların fazileti. Bu tebrike şayan bir olgunluk sayılmalı. Lakin hareket veya cemaat içinde dönüşüme açık yapıya rağmen farklı cemaatler veya dini yapılar arasında aynı uyumu göremiyoruz. Arap Baharı ile birlikte bu iyice yüzeye çıktı. İktidara gelen İslami yapılara veya cemaatlere karşı muhalefeti de yine İslamcılar belirlemeye başladı. İslamcılara karşı muhalefetin başını da İslamcılar çekiyor.

Bu durum Fas’ın dışında Tunus ve Mısır’da da böyle. Mısır’da da seçimlerle birlikte Selefiler ile İhvan rakip konumlara geldiler. Başta apolitik olan Selefiler Arap Baharı ile birlikte politik bir veçhe kazandılar ve adeta İhvan’a rakip oldular. Selefiler ile İhvan’ın pozisyonu geçmişte Afganistan’da Mücahidler ile Taliban’ın durumuna ve konumuna beziyor. İhvan modern bir İslami çehreyi temsil ederken Selefiler arkaik bir İslami anlayışın mümessili durumundalar. Tedricilikten uzak ve yukarıdan inme bir şekilde toplumu inşa etmek istiyorlar. Tunus’ta da benzeri bir durum var. Tunus’taki çekişme daha çok şahsi. Çeşitli nedenlerle Gannuşi’den ayrılan Muhammed Haşimi Hamidi, Halkın Dilekçesi diye bir parti kurdu ve Londra’dan Gannuşi’ye karşı İslami muhalefeti yönetti.

Gannuşi 22 yıl sonra Londra’dan gelerek zafer kazandı Hamidi ise Londra’dan Gannuşi’nin zaferini gölgeledi. Hamidi’nin oylarıyla birlikte İslami kesimlerin oyları aslında yüzde 50’yi buluyor. Oylar bölündüğünde ise koalisyon kaçınılmaz oluyor. Gannuşi ile Hamidi arasındaki kavga rejimle İslamcılar arasındaki kavgayı bile gölgelemiş oldu. Zira Nahda hareketi Hamidi’yi eski rejimin devamı veya Truva Atı olarak görüyor. Benzeri bir durum Fas’ta da geçerli.

Fas’daki İslamcıların yöntemlerini birbirinden ayıran temel faktör ‘muhalefet içeriden mi, yoksa dışarıdan mı olmalı?’ meselesidir. Yani başka bir tabirle yumurtayı neresinden kırmalı? Kefelerin bir ucunda Fas AKP’si diğer tarafta da Abdusselam Yasin’in liderliğini yaptığı El Adl u Ve’l İhsan hareketi bulunuyor. El Adlu Ve’l İhsan hareketi nev-i şahsına münhasır bir hareket. Fas’ta yasadışı sayılan bu hareketin tasavvufi açılımları ile birlikte diğer İslami hareketlerle de fikri zeminde temasları bulunuyor. Bununla birlikte, rejimi içeriden düzeltmek yerine yıkarak düzeltmek niyetindeler. Bununla birlikte Abdulilah Benkiran’ın da ifade ettiği gibi, iki hususta AKP ile El Adlu ve’l İhsan hareketi aynı zeminde buluşuyor. Bunlardan birisi, rejimi ıslah veya değiştirme konusunda şiddeti bir yöntem olarak reddetmek ve kabullenmemek. İkincisi de, İslami değerleri referans almak. Üçüncü noktada yani rejim içeriden mi ıslah edilmeli yoksa dışarıda kalarak mı düzeltilmeli hususunda iki hareket net çizgilerle birbirinden ayrılıyor. Fas AKP’si Mahzen’le siyasi ortaklıktan çekinmiyor. Bu yolu tercih etmiş bulunuyor ve bunu da içten ıslah olarak görüyor. Değişimin yumuşak yüzünü temsil ediyor. Değiştirirken de değişiyor. Son sırada bir adım daha atarak Benkiran, Allah rızası için kraliyet rejimini savunduklarını söylemiştir. Buna mukabil El Adlu Ve’l İhsan hareketinin lideri Abdusselam Yasin, Kral Hasan II’ye açık bir broşür neşretmiş ve adını ‘İslam em Tufan/İslam ya da Tufan’ koymuştu. Yani Kral Hasan II’nin İslam’ı hayat tarzı olarak benimsememesi halinde ülkenin muhakkak bir tufanla karşılaşacağını yazmıştır. Kızı Nadiye ise kraliyeti gayri meşru saymış ve alenen kraliyet rejiminin değiştirilmesini istemiştir. Bundan dolayı da yargılanmıştır. Şimdi iki hareket iktidar ile muhalefet çatallaşmasında karşı karşıya gelmiştir. Benkiran El Adlu ve’l İhsan hareketini diyaloğa çağırıyor. Buna mukabil El Adlu ve’l İhsan ise rejime ve rejimin yeni yüzü AKP’ye karşı sokak hareketlerinde başı çekiyor. Diyalog çağrısına sokak gösterileriyle cevap veriyor. El Adlu Ve’l İhsan rejimle iktidar ortaklığını tuzak olarak nitelendiriyor. Arap Baharı çerçevesinde kurulan 20 Şubat Hareketi’nin en büyük destekçisi El Adlu Ve’l İhsan hareketi ve şu anda Benkiran’ın başbakanlığına muhalefet ediyor. Fas İslamcıları yolların çatallaşma noktasında bulunuyorlar. Şimdi cevabı aranan soru şu: Muhalif İslamcıların iktidardaki İslamcılara muhalefetleri keskin mi olacak yoksa yumuşak mı? İslamcıların birbiriyle ilişkileri tuzakla imtihan söylemleri arasında gidip geliyor.

Bir önceki yazımız olan Kötülüklere Karşı Koymak - dini Sohbet - İslami Sohbet başlıklı makalemizde Chat Sohbet, dini sohbet ve islami sohbet hakkında bilgiler verilmektedir.


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Günümüzde Yaygınlaşan Yazılı Dini Sohbet Siteleri Her Geçen Gün Artış ...

Adana Dini Sohbet Keyfini Yaşıycak Adana Sohbet Ve Adana İslami Sohbet Keyfini ...

İStanbul Dini Sohbet Odaları Dini Sohbet İstanbul  Olarak Sizleri Siz Le ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*