İslamcılık Tartışmaları-İslami Sohbet

yorum yok
4 views okuma
23 Ağustos, 2012

Doğru bir zemin üzerinde ve doğru argümanlarla yürütüldüğünü düşünmediğim için “İslamcılık” gündemli tartışmalara katılmadım.

Batılı sosyal bilimcilerin hadiseleri değerlendirme ve çıkardıkları neticeler üzerinden teoriler üretme şeklinde özetleyebileceğimiz faaliyet tarzını andıran okumalara oldum olası ihtiyatla yaklaşmayı tercih ettim. İslamcılık gündemli tartışmada da (en azından tartışmanın taraflarından birinde) aynı tarz söz konusu görebildiğim kadarıyla. Belki bir miktar yönlendirme anlamı/amacı taşıdığı için, belki sahibine genellemeler yapma hazzını tattırdığı için bu tarza ihtiyatla yaklaşma taraftarıyım.

Diğer tarafta ise tartışmayı “İslamcılık” kavramını esas alarak sürdürme esası benimsendiğini görüyoruz. “İslamcılar “yönetme” erkini ele aldı; devlet talebi bitti” iddiasına, “Hayır; İslamcıların devlet talebi devam ediyor” diyerek mukabele etmek “esastan” arızalı. Şöyle:

Bir kere “İslamcı” tabiri, İslam’ı hayatın her alanını kuşatan ve bu cümleden olmak üzere devlete de talip olan ve de bunu tarihsel tecrübe ve bağlar üzerinden yapan müslümanı anlatmıyor. Bir diğer anlatımla, bu ülkede “Türk müslümanlığı” diye ifade edilen “şey”in toplum ve devlet hayatına hakim olması amacını taşıyan kimseler “İslamcı” ise, Ehl-i Sünnet itikadındaki hiç kimsenin duruşunun İslamcı tabiriyle ifade edilebileceğini söylemek mümkün değildir. Yani M. Şerafettin Yaltkaya ile Musa Sabri Efendi’yi aynı kefeye koymak akla zarar iştir.

Postmodern süreçte “manipüle edilmiş müslümanlık” anlayışı, küresel tuğyan hakkında üç maymunları oynarken, İslam’ı soyut adalet, eşitlik, özgürlük kavramlarına indirgedi. Bu anlayışa göre İslam zikrettiğim kavramlardan ibaret  olunca, laik bir sistemde içini dilediğiniz gibi dolduracağınız bu kavramlar üzerinden devlet ve toplum hayatına otomatik olarak İslam’ı hakim kılmış oluyorsunuz!! Buna İslamcılık diyecek miyiz?

Yahut hayatını “gelenek” adlı mevhum düşmanla mücadeleye adamış kadronun devlet ve toplum hayatına tekabül eden “modern ictihadları” İslamcılık bağlamında nerede durur?

Bu ve benzeri sorular, söz konusu tartışmanın “esastan” tartışma konusu yapılması gerektiğini ayan-beyan önümüze koyuyor. Bu sebeple bu tartışmanın sürdürülmesini çok anlamlı bulmadım.

Tartışma yanlış bir zemin üzerinde yürütülse de bir mesele ciddiyetini muhafaza ediyor: Selef-i Salihin’den devraldığımız; devlet yönetmiş, medeniyet kurmuş, yeryüzünü ıslah ve imar ve salih insan ve toplumu inşa etmiş olan İslam “Nurullah (Allah’ın nuru)” olarak hiç kaybolmadı. Ve “kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır!”

islami sohbet kanalları,islami sohbet odalari,nur islami sohbet,ideal sohbet,mynet sohbet,duabahcesi,islami evlilik,islami sohbet net


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Merhaba Değerli islami sohbet siteleri İle En Güzel Arkadaşlıklara Merhaba ...

Dostluk Ve Saygı Sevgi İle Geliyoruz Kardeşliğe Önem Verenlerin Sitesi Haline ...

Sanma Mutlu Olursun Hayata Yersiz Zamansız Mutluluklar İnsana Tarafsız Duygular ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*