Kader ve Külli İrade-İslami Sohbet

yorum yok
11 views okuma
22 Ağustos, 2012

Bismillahirrahmanirrahim;

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan, hesap gününün sahibi, tek hak din ve hayat nizamı olarak İslam’ı biz kullarına ihsan eden, Allah(c.c)’a hamd, yaşayan Kur’an, muallimimiz, liderimiz, Peygamber Efendimize (s.a.v) salât ve selam olsun.

İslam bir nizamdır ve ilimle yaşanır. Her Müslüman’ın İslam’ın itikat, ibadet, ahlâk ve muamelat yaniuygulama esaslarını bilmesi farzı ayındır. Yani en azından merhum Ömer Nasuhi Bilmen’in hazırlayıp bize hediye ettiği İslam İlmihali’nde bulunan bütün konuları bilmesi gerekir. Bu konular arasında itikat ile ilgili meseleler öncelikle, ana hatlarıyla bilinmelidir ki insan iman dairesinde kalabilsin. İtikadın temel konularından habersiz olan insanlar her zaman sarf edecekleri bir takım yanlış beyanlarla -Allah korusun- imanlarından olabilirler.

18 Ağustos 2012 Cumartesi arife günü bir baba dostunu ziyaret ettik. Geçmiş zaman yâd edildi, doğal olarak yoksulluktan, çekilen çilelerden söz edildi. Sözün bir yerinde baba dostu çektiği sıkıntıların ağırlığını beyan için “çok kötü bir kaderim varmış” deyiverdi. Çektiği bütün olumsuzlukları kötü dediği kadere bağlıyordu. Ben kedisine “bu kanaati tashih etmeden başka bir söz söylemenin doğru olmayacağını” belirttikten sonra gerekli açıklamaları yaptım. Bu ve benzeri sözleri binlerce insan söyler hale gelmiştir. İmamlar, din görevlileri, ilim sahipleri bu yanlış beyan sahiplerini uyarmadığı, evlerde bir ilmihal kitabı olamadığı için okuyup öğrenilmediği için insanlar bu yanlış sözleri kolaylıkla söylüyorlar. Allah insanları bu dünya hayatında imtihan ediyor. Bu imtihan varlık halinde olduğu gibi darlık halinde de oluyor. Allah bir kulu nasıl imtihan etmeyi dilemişse öyle imtihan ediyor. İnsanların bu dünya hayatında karşılaştığı bütün sevinçler ve kederler dünya imtihanın bir gereğidir. Burada kaderi suçlamak sıkıntılı bir durumdur. “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile imtihan ederiz. (Ey Peygamber! ) Sabredenleri müjdele!”(Bakara: 155) Bu olaydan sonra kader konusunu yazmayı bir görev bildim.

NEDİR KADER?

Kaza ve kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmak imanın altı esasından birisidir. Kader konusu hassas bir konudur ve doğru bir şekilde kavranmalıdır. Sapıtanların kahir ekseriyeti kaza ve kader konusunda sapıtmışlardır.

KADER: Ezelden ebede kadar olmuş ve olacak şeylerin hepsinin zamanının, yerinin ve nasıl olacaklarının Allah tarafından ezelde bilinmesi ve bu bilgiye uygun olarak takdir ve irade edilmesidir. Kader, Allah’ın İLİM ve İRADE sıfatları ile ilgilidir. Allah, İLİM sıfatı ile olacak şeyleri bütün teferruatı ile bilir, İRADE sıfatı ile şöyle veya böyle olmasını tercih ve takdir eder. Bir şeyin, ezelde Allah tarafından bilinmesine ve öylece takdir edilmesine kader denir.

KAZA: Ezelde, Allah tarafından bilinen ve takdir edilen şeylerin, zamanı ve yeri girdiğinde, ezeldeki bilgi ve takdire uygun olarak, Allah tarafından yaratılmasıdır. Kaza, Allah’ın KUDRET ve TEKVİN sıfatları ile ilgilidir. Allah, kadere uygun olarak, her şeyi KUDRET ve TEKVİN sıfatları ile yaratır. Kâinatta her şey, kaza ve kadere bağlıdır. Allah’ın takdir ve iradesinin dışında hiç bir şey olmaz. Bir kimse buna inansa da inanmasa da bu böyledir.

Kadere iman: İyi-kötü, hayır-şer ne varsa hepsinin Allah tarafından ezelde takdir edilip zamanı gelince de yine Allah tarafından bu takdire göre yaratıldığına inanmak demektir.

KUL FİİLİNİN KASİBİ ALLAH YARATANIDIR

Allah(c.c), eşyayı yaratmazdan önce, eşyanın miktarlarını, ahvalini, halkın amellerini, kendi iradeleriyle yapacakları hayır ve şerleri ezeli ilmiyle bilip, iradesiyle takdir edip ilk yarattığı kalemle yazmıştır. Ezelde İlim ve İradeye muvafık olarak takdir edilen şeyler, zamanı gelince, harfiyen kaza olarak meydana gelmektedir.

Her şey ezelde takdir edilip yazılmış olduğuna göre insan, yapmış olduğu işlerden nasıl sorumlu tutulur? sorusu sorulabilir. Bu soruyu cevaplamadan önce, insanların fiillerine bir bakış yapmakta fayda vardır. İnsanların fiil ve hareketleri ikiye ayrılır: A- Gayri ihtiyari fiiller. B- İhtiyari fiiller.

İnsanların gayri ihtiyari olan fiil ve hareketleri, kendi ihtiyar ve iradeleri olmaksızın, Allah’ın yaratması ile olan fiilleridir. İnsan bu tür fiillerden sorumlu tutulmaz. İnsanın açlık hissetmesi, vücudundaki kanın dolaşımı, organların çalışması vs. gibi işler, bu kabildendir. Bunlardan ne sevap, ne de günah hâsıl olmaz.

İhtiyari fiiller ise; insanların ihtiyar ve iradesi ile kesp ettiği ve buna uygun olarak Allah’ın yarattığı fiillerdir. İnsanlar, kendi iradelerini ve kudretlerini sarf ederek amelini işlemeye yönelir, akabinde Allah (c.c) da o fiilleri yaratır. Fiili işlemek kula, kulun işlemek isteği şeyi yaratmak da Allah’a aittir. Allah (c.c), her hususta olan ve olacak olan her şeyi sebeplere bağlamıştır. Kul, bu sebeplere tevessül edince, Allah (c.c) da o şeyi yaratır ve meydana getirir. İlahi sünnet bu şekilde cereyan eder.

Yukarıdaki sorunun cevabına gelince; evet, her şey ezelde Allah’ın irade ve ilmiyle takdir edilmiş ve yazılmıştır. Burada bilmemiz gereken husus şudur: İlim maluma tabidir. Bilgi, ancak hadiselere ve eşyaya uygun olursa, ona ilim denir.   Uygun olmazsa cehil denir. İlmin hadiseler üzerinde bir tesiri yoktur. Mesela biz güneşin nereden ve ne zaman doğacağını biliriz. Güneşin söylediğimiz zamanda doğması, bizim bilgimizden dolayı değildir. Veya meteorolojinin, aletleri ve tecrübeleri ile yağmurun yağacağını, rüzgârın hangi yönden eseceğini bilmesinin ve bunu daha önceden tespit etmesinin, yağmurun yağmasına, rüzgârın aynı yönden esmesinde bir tesiri yoktur. Yani, onlar bildi ve yazdı diye yağmur yağmış, rüzgâr o yönden esmiş değildir. Onlar yağmur yağacağı ve rüzgâr o yönden eseceği için bilmiş ve yazmıştır.

Allah (c.c), her şeyi kuşatan ilmi ile dünyaya gelen ve gelecek olan bütün insanların irade ve kudretlerini iyiden mi, kötüden mi, hayırdan mı, şerden mi yana kullanacağını eksiksiz bir ilimle bilir ve bu ilimle insanın her fiilini ezelde takdir eder ve yazar.

İnsanlar, hayır ve şerri ezelde Allah (c.c) tarafından yazılıp takdir edildiği için işlemez. İnsan kendi iradesi ile hayır veya şer bir şeyi tercih edip işler. Bunun için de insan, işlediği hayırlarından sevap ve kötülüklerden günah kazanır ve sorumlu tutulur.

HZ. ALİ VE BİR İHTİYAR

Hz. Ali  (r.a)  Sıffin Savaşı’ndan dönünce bir ihtiyar: “Ey Ali bize haber ver. Şam seferine gitmemiz Allah’ın kaza ve kaderi ile midir?” diye sordu. Hz. Ali: “Evet, tohumu yarıp canlandıran, insanı yaratan Allah’a yemin olsun ki, attığımız her adım, indiğimiz her vadi, çıktığımız her yokuş, Allah’ın kaza ve kaderi iledir” buyurunca ihtiyar adam: “Bu halde, ben Allah’ın hiç sevap vereceğini ümit etmiyorum” dedi. Bunun üzerine Hz. Ali, şöyle dedi: “Dur, ey ihtiyar Allah sizin yürümenize de, seferden geri dönmenize de büyük ecir verir. Siz, hiç bir harekete zorlanmazsınız. Hiç bir şeyi yapmaya da mecbur değilsiniz.” Bu sözleri işiten ihtiyarın: “O halde, kaza ve kader bizi nasıl sevk ediyor?” demesi üzerine Hz. Ali kızdı ve şunları söyledi: “Yazıklar olsun sana. Sen, kaza ve kaderi, kendi ümitlerini ve hareketlerini ilzam eden bir kaza, onları gerekli kılan bir kader mi zannettin? Hayır, öyle değildir. Eğer insan, kaza ve kaderin icabı olarak bir şeyi yapmak zorunda olsaydı sevap, azap, va’d, vaid, emir, nehiy, günahkârı kınamak ve iyilik yapanı övmek gibi hususlar batıl olurdu. Bu görüş ise; müşriklerin, şeytan ve yandaşlarının sözleridir. Bunlar, bu ümmetin kadercileri ve Mecusileridir. Şüphesiz Allah (c.c), hayır olan şeyleri emreder, fenalıkları yasak eder, kolay olanı teklif eder, zorla itaat ve zorla isyan ettirmez. Peygamberleri, halka, abes olarak göndermedi. Yerleri, gökleri ve ikisi arasındakileri batıl olarak yaratmadı.” İhtiyar adam; “Buna göre, bizi yürüten kaza ve kader nedir?” diye sorunca, Hz. Ali: “Allah’ın emir ve hükmüdür. Bu ise, kulun kesp ve ihtiyarına bağlıdır” buyurdu.

 

islami sohbet kanalları,islami sohbet odalari,nur islami sohbet,ideal sohbet,mynet sohbet,duabahcesi,islami evlilik,islami sohbet net


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Merhaba Değerli islami sohbet siteleri İle En Güzel Arkadaşlıklara Merhaba ...

Dostluk Ve Saygı Sevgi İle Geliyoruz Kardeşliğe Önem Verenlerin Sitesi Haline ...

Sanma Mutlu Olursun Hayata Yersiz Zamansız Mutluluklar İnsana Tarafsız Duygular ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*