|
|
Kadınlar Kimin İçin Süslensin? |
|
Mailime bir soru geldi:
“Mehtap Hanım… Merhabalar… tv deki programınızı izliyor, haber 7 deki
yazılarınızı dikkatle okuyorum. Özellikle aile içi mutluluğun nasıl
sağlanabileceğine ilişkin tavsiyelerinizin çözüm olabileceğini
düşünüyorum.
Sizinle paylaşmak istediğim konunun biraz garip olduğunu
biliyorum. Ama yine de belki bir şeyler söylersiniz diye yazmak istedim.
Yaklaşık 6 yıl olan evliliğimizde, geride kalan yıllar
içerisinde, eşimi tercihimden dolayı pişmanlık yaşamadım. Aynı okulu bitiren
ve aynı değerlere gönül veren iki kişi olarak bunun sonsuz devamını
diliyorum.
Benim sizinle asıl konuşmak istediğim şey -ki bunun kadınların
ortak bir problemi olabileceğini düşünüyorum (yanlış anlamayın)- eşimin
daha çok dışarı çıkarken ve başka bir yere oturmaya giderken daha güzel,
daha bakımlı ve alımlı bir şeyler giymesi beni çok rahatsız ediyor.
Giydiklerinde abartı yok. Gayet doğal ancak; ben bir erkek olarak, “Arada
bir benim için neden böyle giyinmiyor, kendine bakım yapmıyorsun?
Başkalarından çok benim senden hoşlanmam gerekir.” diyorum. O da: “Ben her
zaman böyle yapamam ki, nasıl olsa dışarı çıkınca aynı zamanda sana da
görünmüş olmuyor muyum?” diyor. Bu durum da beni üzüyor.
Problem, hafif ve basit mesele olsa da, bu nedenlerle birbirimizi üzmekten
utanıyor, sıkılıyorum. Zira ailenin mutluluktan uçulan bir yer olmasını
istiyorum. Böyle şeylerin huzurumuzu kaçırmasını istemiyorum.
Bu konularda bana ve eşime gösterebileceğiniz aydınlatıcı her türlü çözüm
için teşekkür ediyorum. Sağlık ve mutluluk dileklerimle…”
…
“Ailenin mutluluktan uçulan bir yer olmasını istiyorum”
demişsiniz. Tanımlamanızı çok sevdim… ve zihnim düşünmeye başladı… ailenin
mutluluktan uçulan bir yer olması için, aile müessesesini oluşturan
insanların, diğerlerini
mutluluktan uçuran kişilerden oluşması
gerekmez mi diye…
…”İstanbul beni bu hale getirdi” deriz… “Büyük şehir insanı
garipleştiriyor” da deriz…
Oysa şehir taş…toprak…beton…
Şehri, şehir yapan, içindeki insan…
Aile de aynen öyle…
Mutlu ailelere bakıyorsunuz… içindeki insanların patolojileri
sağlıklı…
Mutsuz ailelere bakıyorsunuz… içindeki insanlar problemli…
sinirli, öfkeli, alıngan, kuşkucu…vs… Hal böyle olunca da, kanat takıp
uçuran evliliklere sahip olmak istiyorsak, uçurma yeteneğine sahip kişileri
kendimize eş olarak seçmeliyiz.
…
Kadınlar kimin için süslenmeli…?
Böyle bir sorunun soru kipi bile yanlış bence… yani “-meli,
-malı” diye bir zorunluluğa büründürülmemeli kesinlikle…
Canları kimin için istiyorsa, onun için süslensinler bence
…ama
“canlarının istediği” sözünün içini önce bir
irdeleyelim…
Kadınlar kimin için süslensin…?
…komşuları için süslensin...
…gün arkadaşları için süslensin…
…akrabalarından birinin kızının düğününe giderken süslensin…
…markete alış-verişe giderken süslensin…
…işe giderken süslensin…
…fatura yatırmaya giderken süslensin…
…doktora giderken süslensin…
…pazara giderken süslensin…
…vs…vs…
Her yere giderken süslensin… evinde niye süslensin!
Tam da süslü olması gereken yerde süslenmiyor… dışarıdaki
insanlar için giyiniyor kuşanıyor, evindeki asıl hayat arkadaşları için
aynısını yapmaya eriniyor… ya da zamansızlıktan yakınıyor…
…
Aslına bakarsanız sevgili hanımlar, en fazla süslü olmanız
gereken yer eviniz bence…
Önce
kendimiz için süslenmeliyiz… aynaya bakınca kendimizi
nasıl görmek istiyorsak, o şekilde giyinmeliyiz…
Şimdi bunu duyan bayanların,
“Yaaa… tabi tabi… süslenecek hal mi kalıyor insanda… akşama
kadar iş yapıp yorulmaktan ağzımız açık kalıyor… ne süslenmesi Allah
aşkına…!” dediklerini duyar gibi oluyorum.
Aslında tam da tersine, en bakımlı, en süslü, en güzel görünmemiz
gereken kişilere, yani evlatlarımıza ve eşlerimize, hoş olmayan manzaralar
izletiyoruz. Dışarıda belki de bir daha hiç mi hiç görmeyeceğimiz insanlar
için dakikalarca hazırlık yapabiliyoruz…
…oysa bir çocuğun annesini bakımlı, düzgün kıyafetlerle görmesi,
annesini daha fazla sevmesi ve yakın hissetmesi için yardımcı olabilecek bir
faktör gibi duruyor.
Bildiğiniz gibi bakımlı olduğumuzda daha hoş görünürüz. Eşler ve
çocuklar bu durumdan çok da hoşlanırlar…
Hatta halk arasında güzel bir söz bile var… evin kötüyse boyat,
hanımın çirkinse donat, diye…
…
Psikolojik açıdan düşündüğümde,
eşlerin karşılıklı
beklentilerinin giderilmesi noktasından yola çıkıyorum ben. Yani bir
beyefendinin, akşam eve geldiğinde, eşini hoş bir biçimde görmek
istemesinden daha doğal ne olabilir ki… aynı şekilde bir hanımefendi de,
eşini çizgili pijamalarıyla görmek istemeyebilir
Bu durumda, karşılıklı birbirimizin beklentilerine cevap
verebilir durumda olmamızda bir sakınca yok.
Elbette arada büyük temizlik günlerinde, hastalık durumlarında
istisnalar olabilecektir. Ama genelde bakımlı olmanın iyi olacağına ben de
inanıyorum doğrusu. Hatta hastalık durumlarında, doğum, ameliyat gibi önemli
rahatsızlıklarda bile, yatakta yatılmasına rağmen, en şık ve düzgün
pijamaların giyilmesi, kişinin kendisini bile iyi hissetmesini sağlıyor. Bu
cidden garip bir durum ama aynı zamanda bir gerçek…
…
Çok uzatmak istemiyorum… buna benzer sorularla çok
karşılaşıyoruz. Temelde eşlerin birbirini incitmeden, birbirinin
beklentilerine cevap verecek şekilde yaşam sürmeleri, aileyi cennetten bir
bahçeye çeviriyor.
Bir evlat olarak kendime soruyorum… Annem nasıldı diye…
Sabahları işini bitirirdi, yemeğini yapardı… sonra hemen banyoya
girip duş alırdı… ve sanki gezmeye gidecekmiş gibi giyinip süslenip
otururdu… yani geriye dönüp baktığımda annemi hep cici, giyimi kuşamı
yerinde, temiz giysiler içinde bir bayan olarak hatırlıyorum. Şu an da öyle…
…bir evlat olarak bu durum inanın ki çok hoşuma gidiyor…
Eve arkadaşlarım geldiğinde, annemin ne kadar hoş bir bayan
olduğunu söyledikleri anlar, benim için çok mutlu anlara dönüşüyordu…
… bir eş olarak babamın ne hissettikleri mi…?
…söylemeye gerek yok sanırım… tahmin etmek zor olmasa gerek J
…
Bu yazıdan sonra inşallah bayanlar
önce kendileri, sonra
eşleri ve çocukları için süslenir…
Sevgiyle kalın…
mehtapkayaoglu@gmail.com
Kaynak:
Haber 7, 28.08.2005