Kafirler Ve küfür

yorum yok
6 views okuma
21 Haziran, 2013

dini-resimler017Ayette geçen “كافر kâfir” sözcüğünün ve buna bağlı olarak “كفر küfür” sözcüğünün hem sözlük hem de terim manalarını açmakta yarar görüyoruz.

“ كفر Küfür” sözcüğünün esas anlamı “örtmek” demektir. Arapça`da karanlığı ile her şeyi örttüğü için geceye “كافر kâfir (örten)” dendiği gibi erişilen nimetlere teşekkür etmeyerek yapılan nankörlüğe de “küfür” denir.

“كفر Küfür” sözcüğü terim olarak ise, “iman”ın zıddıdır, imansızlıktır. Yani Allah`ın varlığını ve birliğini, peygamberlik kurumunu ve peygamberleri, din gününü ve ahireti … inkâr etmek, bütün bunlara inanmamaktır.

“كافر Kâfir” sözcüğü, “كفر Kefere” fiilinin ism-i faili olup, sözlük anlamı olarak, “nimeti; örten, inkâr eden, nimete; nankörlük eden, uzak kalan, nimetten; kaçınan kimse” demektir.

“Kâfir” sözcüğünün terim olarak anlamı ise; “imanı olmayan, inkâr eden kimse” demektir

Kısaca ve özetle “كافر kâfir”; “küfür”ün failidir. Bu durumda asıl üzerinde durulması gereken sözcük, “ كفر küfür” olmaktadır.

Kur`an`da “كفر küfür” ve türevleri pek çok ayette geçmektedir. Ancak hemen belirtmek gerekir ki, İslâm`da iman konuları bir bütün teşkil ettiğinden, küfürü işleyip kâfir olmak için, Kur`an`da verilen örneklerden bir tanesine bile benzemek ve iman konularından birini bile inkâr etmek yeterlidir:

Nisa; 150, 151: “Allah`ı ve peygamberlerini inkâr ederek kâfir olan, biz bir kısmına inanırız bir kısmına inanmayız diyerek Allah ve elçisinin arasını ayırmaya kalkışan ve böylece imanla küfür arasında bir yol tutmaya çalışan kimseler var ya, işte onlar gerçek kâfirlerin ta kendileridir. Biz o kâfirlere alçaltıcı bir azap hazırlamışızdır.”

Bakara; 85: “… Yoksa siz Kitab`ın bir kısmına inanıp da bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Şu hâlde içinizden böyle yapanların alacağı karşılık dünya hayatındabir rüsvalıktan başka nedir? Kıyamet günü de azabın en şiddetlisine uğratılırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.”

Kişiyi dinin sınırları dışına atan küfürlerin en kötüsü, tartışmasız olarak Allah hakkındaki küfürlerdir. Allah`ı yüceliğine uygun olmayan bir şekilde nitelemek; isim, sıfat ve emirlerinin birisini bile hafife almak, Allah`a noksanlık isnat etmek gibi küfürlerin içinde en büyük ve bağışlanmayacağı bildirilen küfür ise; Allah`a ortak tanımaktır:

Furkan; 55: “Onlar Allah`ın astlarından fayda da, zarar da vermeyen şeyleretaparlar. Kâfir, Rabbine karşı olanların yardımcısıdır da.”

Maide; 17: “Şüphesiz ki: “Allah ancak Meryem oğlu Mesih`tir” diyenler kâfir olmuşlardır. …”

Maide; 72: “Şüphesiz, “Meryem oğlu Mesih , Allah`ın kendisidir” diyenler kâfir olmuşlardır. …”

Maide; 73: “Allah, şüphesiz üçün (üç tanrının) üçüncüsüdür” diyenler kâfir olmuşlardır. …”

Tövbe; 30: “Ve Yahudiler; “Uzeyr Allah`ın oğludur” dediler. Hıristiyanlar da;“Mesih Allah`ın oğludur” dediler. Bu, onların ağızlarıyla geveledikleri sözler olup, güya bununla, daha önce yaşayan Inkârcıların sözlerini taklit ediyorlar. …”

Nisa; 48: “Şüphesiz Allah, kendisine şirk koşulmasını asla bağışlamaz.Bunun altındaki günahları dilediği kimseler için bağışlar. Kim Allah`a ortak tanırsa, şüphesiz pek büyük bir günah uydurmuş (işlemiş) olur.…”

Burada hemen belirtmekte yarar görüyoruz ki Rabbimiz; şirki terk ederek tövbe eden ve af dileyenleri, tövbelerinden sonra müşrik sıfatından kurtularak mümin sıfatı kazanacaklarından, bu gidişatlarını bozmamaları kaydı ile affedeceğini bildirmiştir:

Tövbe; 3: “… Allah ve elçisi müşriklerden beridir (uzaktır, ilişkili değildir). Derhal tövbe ederseniz o, hakkınızda hayırdır, yok aldırmazsanız biliniz ki Allah`ı âciz bırakacak değilsiniz. ….”

Bir başka küfür de, peygamberlik müessesesini kabul etmemek veya herhangi bir peygamberin peygamberliğini (elçiliğini) inkâr etmektir:

Bakara;136: Ve deyin ki: “Biz Allah`a iman ettiğimiz gibi, bize ne indirildi ise, İbrahim`e ve İsmail`e ve İshak`a ve Yakub`a ve esbata (torunlarına) ne indirildi ise, Musa`ya ve İsa`ya ne verildi ise ve bütün peygamberlere Rabblerinden olarak ne verildi ise hepsine iman ettik; O`nun elçilerinden birinin arasını ayırmayız (hiç birini diğerinden ayırmayız) ve biz ancak O`nun için teslim olanlarız.”

Kusursuzluk sadece Allah’a mahsusdur. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Allahü teâlâ imanı, kıymetli ve güzel olarak ...

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki: Geçimsizlikler, hep dinimizin dışına ...

Müslümanlarda Hor Görme Küçüklüğü Başladı,Aynı imânı paylaşanlar ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*