Kur’an Hazinesi Bulundu-İslami Sohbet

Yıllardır üzerinde konuşulan, hasreti çekilen hazine bulundu.

Akif’in mealinden bahsediyorum.

İnsanlar akın akın bu efsane mealin bulunup basıldığı, basına tanıştırıldığı günkü toplantı salonuna koştu.

Merkez Efendi’de bulunan Yenikapı Mevlevihanesi’ne…

Türkiye’nin her tarafından gelmişlerdi.

Genç profesörler, seksenlik âlimler, araştırmacılar arabalarına atlayıp ya da otobüsle, hazinenin gün ışığına çıktığı yere akmışlardı.

Çünkü bir milattı, “Akif’in mealinin bulunuşu.”

Mealin serüveni de bir roman ya da belgesel bir yapıttı.

Sosyolojik, psikolojik, tarihsel arka planı incelenmeliydi. Bu mealin yapılışı, çile ile yoğruluşu, ayrı bir hikâye idi.

Sürgün Mısır yıllarında yoksulluk ve vatan hasreti ile merhum Akif bu meale tutunmuştu.

Sağlığının bozulduğuna aldırmadan günler ve geceler boyu saatlerce çalışıyor, muhteşem mealinin insanlığa bırakacağı en değerli miras olduğunu biliyordu.

Fakat konjonktür son derece sıkıntılı ve gerilim yüklü idi. Mısır’a, Türkiye’den gelen haberler orada eğitim gören talebelerin ve sürgünlerin de huzurunu kaçırıyordu.

Türkçe Kur’an’dan alınacak sureler ile tıpkı Türkçe ezan gibi namaz da Arapça surelerle kılınmayacak tezi çok gündemde idi.

Böyle bir sorumluluğu alamayacak Akif, “ben Rabbimin yüzüne nasıl bakarım”, deyip hastalığının son deminde ölmeye gittiği vatanından kadim dostu Yozgatlı İhsan Efendi’ye, “dönemezsem, gereğini yaparsın” vasiyetini bıraktı. Senelerce hayıflandık.

“Yakın” diye vasiyet ettiyse de, 1925-1932 yıllarını bu değerli çalışmaya harcamış Akif’in bu muhteşem eserine nasıl kıydınız, diye yandık.

Akif, 1936 da vefat etse de, meal 1961’de yakılmıştır.

Zira yine bir ihtilal yapılmış, başbakan ve bakanlar idam edilmiştir. Ortalık yine kanlı ve çok karışıktır.

Kendilerine emanet edilen meal, ” yine Türkçe namaz suresi olarak kullanılabilir”, endişesi ağır basar.

Akif’in yakın arkadaşı Yozgat’lı İhsan Efendi, ölüm döşeğindedir. Hazine çekmecesindedir.

Henüz 18 yaşında olan oğlu Ekmeleddin’i yanına çağırır, Akif’in isteğini yerine getirmesini vasiyet eder.

Ekmeleddin, kendisinden yaşça büyük Mustafa Sabri Bey’in oğlu Prof. İbrahim Bey başkanlığında, Osman Saraç, Ali İhsan Okur, İsmail Hakkı Şengüler’den oluşan ekip, 1961’de meali yakmıştır.

Ancak İhsan Efendi’nin etrafındaki öğrenci grubundan Mustafa Runyun Bey,1988’de vefat ederken, kütüphanesinde oğlu Ali Yahya Bey’e bu mealin üçte birlik bölümünü bırakır.

Recep Şentürk’de arkadaşına taziyeye gider ve orada meali görüp, fotokopisini alır.

Konuyu çok iyi bilmeyen biri tarafından Latin harflerle daktilo edilmiş metin, Kutlu kitabımızın üçte birine tekabül eder.

Baştan dokuz sure ve 206 sayfanın karşılığı olarak 153 sayfalık metin.

Daktilo edildiği tarih de 1956-57 yılları arasındadır.

Recep Bey de 1988’de arkadaşından aldığı bu üçte birlik meali, uzun yıllar özenle korur.

Zira 80 ihtilalinin tesirleri hala hissedilmektedir.

Yalnız dikkat edilecek husus, kimse bu mealden kişisel bir çıkar elde etme yoluna gitmez.

Hayreddin Karaman, “Bir güzelin Takdimi”nde, Recep Şentürk’ün kendisine eseri gösterip incelettiğini, Akif’in üslubu ile çok örtüştüğüne emin olunca da, “gereken hizmeti yaparak yayınlayın” görüşünde bulunur.

Asım Cüneyd Köksal ve Recep Şentürk, titiz bir çalışma ile eseri hazırlarlar.

Akif uzmanı Üstad M. Ertuğrul Düzdağ, tashih ve okumaları yapar.

Mahya yayıncılık da yapıtı basar.

Bir hazine yıllarca kilitli kaldığı çekmeceden gün yüzüne çıkar. Yüce Allah, büyük bir aşkla hazırlanan mealin kaybolmasına müsaade etmemiş, hamiyetperver insanların eliyle günümüze ulaştırmıştır.

O değerli insanlar, bir maddi beklentiye girmeden, elde edilen gelirin Akif namına hayra harcanması şartıyla bu eseri gün yüzüne çıkardılar. Akif ki, o devirde Arapçayı en iyi bilen birkaç kişiden biri idi.

Türk diline hâkimdi.

İslami ilimleri, kendi gayretleriyle tahsil etmişti.

Kur’an tercümesi için akla herkesten önce o gelirdi.

Sıkıntılı bir süreçte, her türlü baskıyı yaşadığı o gerilimli yıllarda, sağlığı da kötüleşmişti.

Ama devasa bir eser ortaya çıkmıştı.

Bir yanda gözbebeği eseri.

Nefsini, ikbali, şöhreti, maddi getiriyi, verdiği emeği bir çırpıda gözden çıkardı.Ya bu muhteşem hazine, amaç dışı kullanılırsa.

O vakit âşık olduğu Yaratanına nasıl bakabilirdi.

“Yakın” dedi.

Ama maşuk da, bu aşka karşılık vermekten uzak durmuyor. Hazine karanlıktan gün yüzüne çıkıyor.

Belki de bir yerlerde diğer kısımlar da saklanmakta.

Onlarda bulunup, sevenleri ile buluşacak, kim bilir?

Not: Bu mealin Akif’e ait olup olmadığı tartışmaları son derece yararlı. Zaten yapılması gereken de bir tartışma…

 

dini sohbet,dini sohbet odaları,dini chat,dini sohbetler,dinisohbet,dinichat,dini sohbet siteleri,islami sohbet,nur sohbet,nur chat,seviyeli sohbet,muhabbet,nur sohbet odalari,nur chat odalari

Bir önceki yazımız olan Gaflet İçindesiniz-İslami Sohbet başlıklı makalemizde dini chat, dini sohbet ve Dini Sohbet Odaları hakkında bilgiler verilmektedir.

Okunma Sayısı ;

Kur’an Hazinesi Bulundu-İslami Sohbet Benzer Yazılar

Merhaba Değerli islami sohbet siteleri İle En Güzel Arkadaşlıklara Merhaba Diyebilme İmkanı Salamaktayız.Neden İslami Sohbet Etmeliyiz Çunkü
Dostluk Ve Saygı Sevgi İle Geliyoruz Kardeşliğe Önem Verenlerin Sitesi Haline Gelen Nurmuhabbet.Com Uzun Zamandır Kapalıydı Yeniden Başladığımız
Sanma Mutlu Olursun Hayata Yersiz Zamansız Mutluluklar İnsana Tarafsız Duygular Veriyor Ne Yapmak İstediğimizi Anlayamaz Hale Geliyoruz.Zamnın Önemimi
Okullarda Yapılan İslami Sohbet Kavramı Bizler OKuma Niyetiyle Gitiğimiz OKullara Sonra Bakış Açımızı Deyişerek Farklı Yerlere Yönelliyoruz.Dünya
Zülüm Ebedi Kalmayacaktır Değerli Mümin Kardeşlerim Bir Din Kardeşine İşkence Edip Yaptığın Hayasızlığa Gülüyorsak Eyer Önce Kendi islam

Toplam 0 Yorum Yapılmış

Yorum yapma kapalı.

Kur’an Hazinesi Bulundu-İslami Sohbet Etiketler