Maddi Zenginlik-Manevi Fakirlik – DiniSohbet – İslamiSohbet

yorum yok
5 okuma
19 Aralık, 2011

Düz mantıkla baktığımızda dindar, milletin dinî değerlerine hürmetkâr, milletle aynı değerleri paylaşan siyasî kadrolar iktidar olduklarında hemen ilk etapta, öncelikli olarak manevî alanda, milletin dinini yaşaması noktasında bir rahatlama, bir ferahlamanın olması gerekir. Öyle ya, dindar kimlikli siyasî kadrolardan öncelikli olarak bunlar beklenir. Daha sonra ülkenin maddî kalkınmışlığı noktasında ekonominin iyileştirilmesi, enflasyonun aşağılara çekilmesi, işsizliğin bitirilmesi, yeni fabrika ve barajların yapılması gibi hizmetlere sıra gelir.

Gelin görün ki beklentiler, her zaman bizim düşündüğümüz gibi olmuyor. Bizim ülkemizde oldukça kaygan ve karmaşık bir arena olan siyaset zemini çoğu zaman beklentilerimize cevap vermediği gibi; bazan tam tersi durumlarla karşılaşabiliyoruz. “Dinimin emirlerini, inancımın gereklerini, rahatça yerine getireyim, ayrıca toplumun genel yapısını bozan, ahlâkî erozyonu tetikleyen içki, kumar, zina gibi gayr-ı meşrû ve gayr-ı insanî kötü alışkanlıklar önlensin” diye milletin bir itimat ve güvenle iş başına getirdiği dindar kimlikli siyasî kadroların beklenenleri veremedikleri gibi, bu gibi konularda daha da savrularak gerilere gittiklerini bugüne kadar yaşayarak gördü bu millet.
Bir asır önceden milletin yüzde altmış-yetmişi tam dindar olmadan, dindar kimlikli partiler başa gelmemeli; gelirse çoktan beri ahlâk-î diniye bozulduğundan, dinî siyasetlerine alet edeceklerini haber veren Bediüzzaman’ın bu teşhisini ve ikazını dikkate almadan siyasete soyunan, hatta zaman zaman iktidara gelen dindar siyasî kadroların Bediüzzaman’ın bu ibret verici tesbit ve uyarılarının doğruluğunu nasıl da ispat edici bir durum ve duruş sergilediklerini yaptıkları icraatlarla hep beraber yaşayarak gördük. Bunların söz sahibi oldukları dönemlerde, dindar kesimlerin rahat bir nefes almaları bir tarafa; hazır bir çok haklarının nasıl da ellerinden alındıklarını, sudan bahanelerle nice keyfî yasaklamaların uygulamaya konularak milletin nasıl sık boğaz edildiğini hep beraber yaşayarak gördük.
Şimdi o çeşit yasaklamalar artık yok sayılır. Gasp edilen bir çok haklar daha henüz verilmemiş olsa, kısmen de olsa bu alanda bazı iyileşmeler de var.
Lâkin bu dönemde de dindar kimlikli iktidarla maküsen mütenasip, toplumun manevî hayatını tehdit eden, insanımızın, bilhassa da gençlerimizin ebedî hayatını tehlikeye sokan çok tehlikeli bir ahlâkî erozyon, bir dejenerasyon söz konusu.
İçki satışlarının tavan yapması, zinanın suç olmaktan çıkarılması, kumarın şans oyunları adı altında meşrûlaştırılması, içki ve uyuşturucu yaşının on dört-on beşlere kadar inmesi, ailevî kavgaların ve boşanmaların artarak devam etmesi, hapishanelerin doluluk oranlarının tavan yapması gibi iç açıcı olmayan kötü gidişatların dindar kimlikli iktidarlar döneminde yaşanıyor olması sizce ne ile izah edilir?
Yaşanmakta olan manevî tahribatı önleyecek, toplumun geleceğini ciddî mânâda tehdit etmekte olan kötü alışkanlıklara çare olacak, sınır tanımayan başıbozuklukların önünü alacak olan tedbirlerden, çarelerden, kanunlardan hiçbirisi yetkililerin elinde yok? Veya var da başka dünyevî meşgalelerden bunlara sıra mı gelmiyor bilemiyoruz.
Evet, bu dönemde belki bir çok maddî imkânlara kavuştuk; refah seviyemiz de belki yükseldi, lüks bir yaşantı içinde gününü gün eden ehl-i dinin sayısında da artış oldu, hazır pastadan fazlasıyla payımızı da belki de alma başarısını gösterdik bu dönemde.
Ama şurası da acı bir gerçektir ki yine bu dönemde bir çok manevî değerlerimizi kaybettik. Maddî zenginlik manevî fakirliği getirdi. Yüksek refah seviyesi manevî alçalmayı sonuç verdi. Son model arabalarla duble yollarda seyahate çıkmak bizi sıla-i rahimden, dosttan akrabadan ayırdı. Debdebeli, şatafatlı hayat tarzı dinî bir çok hassasiyetlerimizi törpüledi, bizden olan bu iktidar döneminde.
Hakikî dindarlar için siyaset alanının oldukça riskli, kaygan ve tehlikeli bir zemin olduğunun farkında olmayan siyaset meraklılarının varlığının manevi rahatlamayı da beraberinde getireceğinin zannedilmesi; dindar siyasetçilerin asla bir yanlış yapmayacakları anlayışı; “hüsn-ü zan, adem-i itimat” gibi ölçülü ve temkinli bir anlayış yerine, sınırsız bir güven ve itimadın devam ediyor olması dindar siyasî kadrolar için ele geçmez, iyi bir avantaj olsa da ülkemizin geleceği açısından bir dezavantaj olsa gerek.

Maddi Zenginlik-Manevi Fakirlik – DiniSohbet – İslamiSohbet

Bir önceki yazımız olan Ne Giysem Acaba - İslami Sohbet - Dini Sohbet başlıklı makalemizde dini sohbet ve islami sohbet hakkında bilgiler verilmektedir.


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Merhaba Değerli islami sohbet siteleri İle En Güzel Arkadaşlıklara Merhaba ...

Dostluk Ve Saygı Sevgi İle Geliyoruz Kardeşliğe Önem Verenlerin Sitesi Haline ...

Sanma Mutlu Olursun Hayata Yersiz Zamansız Mutluluklar İnsana Tarafsız Duygular ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*