Mahya Yayınları-İslami Sohbet

yorum yok
0 views okuma
9 Eylül, 2012

Basın ve yayın hayatının görsel yayanlar karşısında yetersiz kaldığını ve kitap dağıtımının yeterince yaygınlaşamadığı için, bir tür haksız rekabete kurban gittiğini görüyoruz. O yüzden de yeni bir yayınevinin kurulup kitap yayınlamaya başlamasını sevinçle karşılıyoruz.

Yayın işinin zorluklarına rağmen, yeni kitaplar yayınlamaya kalkışmak, herkesin göze alabileceği sıkıntılardan değildir. Bir kitabın içindekiler ilgilendirir bizi, ötesi değil.

Yayın hayatına on yeni kitapla giren Mahya Yayıncılık’tan oğlum Emre’nin tercümesini üstlendiği bir kitap vesilesiyle haberim oldu: Rönesansa İslâm ve Müslümanların katkısı… Bu sayfada yayınlanan bir yazıda söz konusu ettiğim bu kitabın bazı özellikleri, çağdaş Müslüman aydının kimliği için çok gerekli olan geçmişine güven duygusu kazanması açısından pek çok hususu ortaya koymaktadır. O bakımdan bu kitapları yayınlayan bir yayınevinin aslında sadece yayın yapmadığını, çok önemli bir kültür seferberliği başlattığını söyleyebiliriz.

Bu arada, yayın programını aksatırcasına, yaz günlerinde çalışarak son günlerde gün ışığına çıkardıkları bir kitapla yeniden gündeme gelmiş oldular. Bu kitap, yıllardan beri encamı merak edilen Mehmed Âkif’in Kur’an Meali’nin ele geçen üçte birlik kısmının yayınıdır.

Gerek bu meal ve gerekse öteki yayınları hak ettiği ciddiyetle ele almakta fayda var.

RÖNESANS’A MÜSLÜMANLARIN KATKISI

Hint asıllı Müslüman bir bilimi adamı olan Ahmed İsa’nın yazdığı ve Müslümanların Rönesansa Katkısı adıyla dilimize çevrilen eserin ele aldığı konuyu, daha önce Nedvi’nin ve başka yazarların kitaplarında 40 yıl önce de okumuştuk. Fakat o dönemlerde genel olarak İslâm dini, kültürü ve medeniyetinin dünyaya ve özellikle de Avrupa’ya yaptığı son derece önemli katkılardan bir kısmı ele alınıyordu, şimdi daha geniş bir çerçeve çiziliyor.

Bu yayınevinin muhatap aldığı okuyucunun entelektüel seviyesini yükseltmeyi ve bunu “medeniyet eksenli” bir yayıncılık anlayışına ulaştırmaya çalıştıklarını görebiliyoruz. Bunlardan bir kısmına dikkati çekmek istiyoruz: Prof. Dr. Abdülhamid A. Ebu Süleyman’dan Müslüman Aklın Krizi olarak dilimize çevrilen eser de bu çerçevede önemli bir kitap. Prof. Dr. George Saliba’dan İslam Bilimi ve Avrupa Rönesansının Oluşumu adıyla çevrilen kitap ile Prof. Dr. Abdulvahab M. el-Messiri’den Önyargı adıyla çevrilen kitap da öyle…

Öte yandan, bu yayınevinin kurulmasına öncülük eden ve pek çok kitabıyla da yayın skalasında yer alan İslâm Felsefesi Profesörü Bekir Karlıga’nın Din ve Düşünce eksenli kitapları da önemli. Prof. Dr. Karlıga, burada yayınlanacak olan kitaplarıyla gündem belirleyecek!..

Güçlü olduğu zamanlarda dünyayı bilimsel bir aydınlanma sürecine sokan İslâm medeniyetinin bilimler ve sanatlarda yaptığı öncülüğü ortaya koymaya çalışan ve Batı Medeniyeti’nin çıkmaza girdiğini söyleyen bu kitaplar, İslamcılık tartışmalarının yapıldığı bir dönemde yayınlanırken, aslında gerçeğe de ışık tutmuş oluyor. Demokratik ve laik, hatta seküler, İslam dışı olmakla da övünen pek çok çağdaş devlet, kendi toplumsal değerlerinin dışındakilere tahammül edemezken, İslam devletleri tarihte büyük bir hoşgörüyle başka dinlere saygı göstermişlerdir. İslamcılığı savunamayanların neyi savunabilecekleri doğrusu meraka değer…

Mahya Yayınları tarafından okuyucuya sunulan eserlerin birçoğu, günümüzdeki bilim ve sanatın geldiği düzeyin Batı medeniyetinin eseri olduğu hakkındaki yanlış önyargıyı kökten çürütecek verileri ortaya koyması bakımından önemli. Matematikten astronomiye, mimarîden edebiyata kadar pek çok alanda buluşların kaynağının anlatılması gençler için önemlidir.

MEHMED ÂKİF’İN KUR’AN MEALİ

Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan Kur’an Meali, belki de bu yılın en önemli yayın olayı sayılsa yeridir. Çünkü yakıldığı bilinen bu mealin elde kalan üçte biri yayınlanmıştır!

Mehmed Âkif 1926 yılında Mısır’da başladığı tercümeyi, dört yıl boyunca üzerinde çalışarak 1932 yılında tamamladığı biliniyor. Bu sıralarda Türkiye’de Türkçe Ezan zorunlu hale getirilmiş, Ezanın aslî şeklinin okunması yasaklanmıştı. Bu yasak 1950 yılında Demokrat Parti’nin iktidara gelinceye kadar geçerli oldu ve DP’nin ilk icraatlarından biri, Ezanın aslî şekliyle okunabilmesinin serbest hale gelmesiydi. Türkçe Ezan serbest olduğu halde, namaz kılanlardan pek çoğunun bunu ezan saymamasından ötürü camilerde namaz kılınırken ayrıca Ezanın aslî şekli cami içinde gizli-açık okunuyordu, ama yönetim bunu hiç bağışlamamıştı.

Bu anlayışın Kur’an’ın aslı yerine tercümesinin okunacağı şayialarına hak verdirmesi elbette tabii idi. O yüzden Mehmed Âkif, yaptığı tercümenin bu amaçla kullanılacağından haklı olarak endişelenmişti. Yaptığı tercümeyi teslim etmekten vazgeçerek sözleşmeyi feshederek kaygısını bizzat kendisi şu şekilde ifade etmişti: “Tercüme güzel oldu, hatta umduğumdan daha iyi. Lâkin onu verirsem, namazda okutmaya kalkacaklar. Ben o vakit Allah’ımın huzuruna çıkamam ve Peygamberimin yüzüne bakamam.”

Mehmed Âkif’in Türkiye’le dönerken yakın dostlarından Mehmed İhsan Efendi’ye, “Mısır’a dönersem kitabı senden teslim alırım, dönemezsem yakın!” vasiyetine rağmen saklanmıştı. Bu metin, M. İhsan Efendi’nin ölümünden sonra özgün tercüme ile birlikte onun kendi eliyle çoğalttığı nüsha da bir heyet tarafından yakıldı. Yakılmasına sebep de 27 Mayıs darbesinin yapanların tek parti diktatörlüğüne benzer bir şekilde Türkçe Ezan ve ardından da Mehmed Âkif’in korkusu olan Türkçe Namaz gibi bir sapkınlığa girebilecekleri endişesiydi.

Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan söz konusu Kur’an Meali, işte bu yakıldığı bilinen ve yıllardan beri nasıl ve kimler tarafından hangi gerekçeyle yakıldığı tartışılan mealin üçte birinin daktilo ve tashih edilmiş metnidir. Âkif uzmanlarının ittifakla ona ait olduğunu söyledikleri bu metin, Prof. Dr. Hayreddin Karaman’ın ifadesiyle meal yayın tarihinde de bir dönüm noktası olacak niteliktedir. Artık Âkif’in mealinden önce ve sonra diye bir kavram var.

Epeyce bir zaman Mısır’da yaşayan ve orada tahsil gören merhum Mustafa Runyun tarafından korunan bu metin, Latin harfleriyle daktilo edilmiş bir metinden aktarılmıştır. Kur’an’ın 9. s?resi olan Berâe, yani Tevbe S?resi’nin sonuna kadar olan kısmını içine alan tercüme, Kur’an’ın yaklaşık üçte birlik kısmına tekabül etmektedir. Mehmed Âkif’in güzel ve akıcı Türkçesiyle dilimize kazandırılan tercüme, incelikli bir dil zevkinin eseri olarak okunmaktadır. Bu arada, dönemin dil özelliklerini yansıtması bakımından da ayrıca önem taşımaktadır.

Bu Kur’an Meali’ni Mahya Yayıncılık’ın Medeniyetler İttifakı Enstitüsü salonunda tanıtımını yapacağını duyduğumda, gerçekten büyük bir merakla toplantıya gittiğimi söyleyebilirim. Bu meali merak konusu haline getiren hususlardan biri hiç şüphesiz, Türkçeye olan vukufiyeti tartışılmayacak kadar güçlü olan İstiklâl Marşı şairinin, aynı zamanda Arapça ve dini ilimler üzerindeki hakimiyetini ortaya koymasıdır. Kur’an’ın yalın mesajını koruyarak bunu Türkçeye aktarma konusunda mevcut meallerdeki eksiklik şu ana kadar hep tartışılan bir husus olmuştur. Yayınlanan meal metni, asıl metnin üçte biri olması bakımından, bu türden tartışmalara açıklık getirecek niteliktedir. Çünkü Kur’an’ın üçte biri kavram ve mesaj bakımından tümünü temsil edecek niteliktedir. Kısacası, bu metin tümü değil, ama onu tam verir.

Mehmed Âkif’in meali Kur’an mesajını anlama, kavramları tam karşılama alanındaki eksiklikleri azaltma konusunda önemli bir işlev görecektir. Âkif’in de Elmalı gibi çağdaşlarına olduğu kadar bundan sonra da meal hazırlayacak olanlara yardımcı olabileceği, tanıtım toplantısına katılan ve bir konuşma da yapan Prof. Hayreddin Karaman tarafından belirtmiştir.

Bu toplantıya giderken iki endişem vardı: Birincisi, bizim için bir şehir efsanesinden fazla bir anlam taşıyan bu Mehmed Âkif’in Kur’an Meali yayını, acaba efsanenin sonu mu olacaktı, yoksa bu meal çalışmaları için dönüm noktası mı sayılacaktı. Bu hamdolsun iyi oldu ve bundan sonraki çalışmalara da ışık tutacaktır. 25 boyunca saklayanlar nasıl bir amaç güdüyorlardı? Acaba bunun ne tür -tuhaf- yankıları olacaktı… Hamdolsun bu da çok olumlu geçti.

Mahya Yayıncılık yetkililerini bu özenli ve titiz çalışmalarla yayına hazırladıkları mealden ötürü kutluyor ve pek çok kitabın yayını bu sebeple ertelemelerini anlayışla karşılıyoruz.

Bu metni merhum Mustafa Runyun’un oğlu Ali Yahya’dan teslim alarak Dr. Âsım Cüneyd Köksal ile birlikte yayına hazırlayan Prof. Dr. Recep Şentürk’ü, redaksiyonunu yapan Yüksel Kanar’ı, son defa gözden geçiren M. Ertuğrul Düzdağ’la emeği geçenleri kutluyorum.

 

islami sohbet kanalları,islami sohbet odalari,nur islami sohbet,ideal sohbet,mynet sohbet,duabahcesi,islami evlilik,islami sohbet net


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

Merhaba Değerli islami sohbet siteleri İle En Güzel Arkadaşlıklara Merhaba ...

Dostluk Ve Saygı Sevgi İle Geliyoruz Kardeşliğe Önem Verenlerin Sitesi Haline ...

Sanma Mutlu Olursun Hayata Yersiz Zamansız Mutluluklar İnsana Tarafsız Duygular ...

Yorumlar



Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.