Ana Sayfa DÝNÝ SOHBET      DÝNÝ FORUM    DÝNÝ BiLGÝLER     DÝNÝ SÝTELER SOHBETLER          KURAN

 

Menü

Ýslamda Aile
Abdest ve Gusul
Adet - Özel Durumlar
Cinsel Hayat
Ýtikadi Konular
Dualar
Hac Kurban
Ýslamda Kadýn
Ýslamda Nikah ve Boþanma
Ýslamda Oruç
Ýslamda Zekat
Ýslamda Tesettür
Ýslamda  Vasiyet
Cennet ve Cehennem
Buyuk Gunahlar
Ýslami Cemaatler
Tasavvuf
Mehdi  -  Mesih
Ýslamda Merak Edilen Konular
Ýbretlik Hikayeler Menkýbeler
Osmanlýdan Parýltýlar
Dini Yazilar

 

 
                          

     

counter 

 

Osman Gazi’nin Orhan Gazi’ye Vasiyeti
Ömrünü, kurucusu olduðu Devlet-i Âl-i Ýslâm’ýn temellerini saðlamlaþtýrmak ve onu parlak bir geleceðe kavuþturmak uðrunda adayan Osman Gazi, 1326’da Söðüt’te vefat etmeden önce oðlu Orhan Gazi’ye yaptýðý þu vasiyet, tam bir siyasetnâme niteliðindedir:

“Allah-u Teâlâ’nýn emirlerine muhalif bir iþ iþlemeyesin! Bilmediðini þeriat ulemâsýndan sorup anlayasýn; iyice bilmeyince bir iþe baþlamayasýn! Sana itaat edenleri hoþ tutasýn! Askerine inâmý (nimeti), ihsaný (ikramý) eksik etmeyesin ki, insan ihsânýn kulcaðýzýdýr. Zâlim olma! Âlemi adâletle þenlendir ve cihadý terk etmeyerek beni þâd et!..
“Nerede bir ilim ehli duyarsan ona raðbet, ikbâl (ilgi) ve yumuþaklýk göster. Askerine ve malýna gurur getirip müminlerden uzaklaþma. Bizim mesleðimiz Allah yolu ve maksadýmýz Allah’ýn dinini yaymaktýr. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik dâvâsý deðildir. Sana da bunlar yaraþýr. Daima herkese ihsanda bulun. Memleket iþlerini noksansýz gör! Hepinizi Allahu Teâlâ’ya emânet ediyorum!” Sözlerini tamamladýktan sonra tekrar yanýna çaðýrmýþ ve vasiyetine hususî olarak þunu da eklemiþti: “Ýslâmbol’u (Ýstanbul’u) aç gülzâr (gül bahçesi) et!”

Osman Gazi’nin Oðluna Vasiyet Gibi Nasihati

Osman Gazi, oðluna olan vasiyetinde belirttiði hususlara, baþka bir vesileyle yaptýðý nasihatte, daha derinlemesine ve geniþ bir biçimde þöyle dikkat çekmiþti: “Oðul! Din iþlerini her þeyden evvel ele alýp, yürütmek gayret ve esâsýný dâimâ göz önünde bulundur ve bu sakýn gevþekliðe uðratma. Çünkü bir farzýn yerine getirilmesini saðlamak, din ve devletin kuvvetlenmesine sebep olur. Din gayretine sahip olmayan, sefahate düþkün olan, tecrübe edilmemiþ kimselere devlet iþlerini verme! Zirâ, yaradanýndan korkmayan bir kimse, yarattýklarýndan da çekinmez. Zulümden ve hangisi olursa olsun bid’atten, yani Ýslâmiyet’e aykýrý þeylerden son derece uzak dur! Seni zulüm ve bid’ate teþvik edip sürükleyenleri, devletinden uzaklaþtýr ki, bunlar seni yýkýlýþa sürüklemesinler.

“Allah-u Teâlâ’nýn rýzasý için, devlet hizmetinde ömrünü tüketen sâdýk devlet adamlarýný dâimâ gözet. Böyle kýymetli kimselerin vefatýndan sonra, aile efrâdýný koru, ihtiyacý olanlarýn da ihtiyaçlarýný karþýla, tebandan hiç kimsenin malýna mülküne dokunma. Hak sahiplerine haklarýný ver, lâyýk olanlara ihsân ve ikrâmlarda bulun ve ailelerini gözet. Özellikle, devletin ruhu mertebesinde olan ve en büyük dayanaðý bulunan asker tâifesini (topluluðunu) güzelce idâre edip rahatlarýný temin eyle.

“Devletin bedeninde, kuvvet mertebesinde olan hakikî âlimleri ve fazilet sahiplerini, edip ve yazarlarý, sanat erbâbýný gözetip koru. Onlara hürmet, ikrâm ve ihsânda bulun. Bir ülkede, olgun bir âlimin, bir ârifin, bir velînin bulunduðunu duyarsan, uygun ve lâyýk bir usûl ve ifade ile onu memlekete getirt. Onlara her türlü imkâný tanýyarak ülkene yerleþtir ki, hükümetin süresince âlim ve ârifler, bilginler, memleketinde çoðalsýn. Din ve devlet iþleri nizâma oturup ilerlesin.

“Sakýn, orduya ve zenginliðe maðrur olma. Hakikî âlim ve âriflere, bilginlere hürmet edip, sarayýnda onlara yer ver. Benim hâlimden ibret al ki, zayýf, güçsüz bir karýnca misâli, hiç lâyýk olmadýðým hâlde buraya geldim ve Allah-u Teâlâ’nýn nice ihsânlarýna ve inâyetlerine kavuþtum. Sen de benim uyduðum ve uyguladýðým nizâmý uygula, Muhammed Aleyhisselâm’ýn dinini, bu yüce dinin mensuplarýný ve itaat eden diðer tebaný himâye eyle! Allah-u Teâlâ’nýn hakkýný ve kullarýnýn hakkýný gözet.

“Dinimizin tâyin ettiði beytülmâldeki (devlet hazinesi) gelirin ile kanaat eyle! Devletin zarurî ihtiyaçlarý dýþýnda sarfiyatta bulunmaktan son derece sakýn! Senden sonra geleceklere de ayný nasihatlerde bulun ve iyice tembihle. Dâimâ adâlet ve insaf üzerine bulun. Zulme meydan verme. Herhangi bir iþe baþlayacaðýn zaman, Allah-u Teâlâ’nýn yardýmýna sýðýn! Tebaný, düþmanlarýn ve zâlimlerin saldýrýlarýndan koru. Haksýz olarak hiç kimseye muamelede bulunma. Dâimâ halkýný hoþnut edecek þeyleri arayýp, yapýlmasýný saðla. Onlarýn gönlünü kazanmayý, bunun devamýný ve artmasýný büyük nimet bil! Tebanýn sana olan güveninin sarsýlmamasýna son derece dikkat eyle.”

Orhan Gazi’nin Murad Hüdâvendigâr’a Vasiyeti
Babasýnýn vasiyetini tüm titizlik ve duyarlýlýðýyla yerine getirme çabasýnda olan Orhan Gazi, ayný doðrultuda oðlu Murad Hüdâvendigâr’ýn da gayret göstermesi ve fetih bayraðýný elden düþürmemesi dileðiyle bir tür vasiyet mahiyetindeki þu nasihati dile getirmiþti: “Osmanlý’ya iki kýta üzerinde hükmetmek yetmez! Zirâ i’lâ-yý kelimetullâh azmi iki kýtaya sýðmayacak kadar büyük bir davadýr. Selçuklu’nun vârisi (mirasçýsý) biz olduðumuz gibi Roma’nýn (Avrupa’nýn) vârisi de biziz!..”

Murad Hüdâvendigâr’ýn Son Duâsý ve Þehâdeti

Murad Hüdâvendigâr, Osmanlý’nýn Balkanlardaki varlýðýný korumasý ve devam ettirmesi noktasýnda çok mühim bir kader mücadelesi olan 1389’daki Kosova Savaþý’nda, harpten bir gün önce gece kalkýp iki rekat hâcet (ihtiyaç) namazý kýlar ve ellerini duaya kaldýrarak yaþlý gözlerle Yüce Allah’a, zafer ihsaný ve þehitlik niyazýnda bulunduðu þu son duayý seslendirir:

“Ýlâhî, bunca kere duamý kabul edip beni mahcup etmedin. Bir yaðmur ver, þu tozu-topraðý def edip dünyayý aydýnlýða boð; tâ ki kâfir leþlerini gözümüzle görüp yüz yüze cenk edelim. Yâ Ýlâhi, mülk ve kul senindir, sen kime istersen verirsin. Benim fikrimi ve sýrlarýmý sen bilirsin; istediðim mülk ve mal deðildir. Temiz kalbimle senin rýzâný isterim. Yâ Rab, beni bu Müslümanlara kurban eyle! Tek mü’minleri küffar elinde maðlup edip helâk eyleme! Bunlarý mansûr (gâlip) ve muzaffer eyle! Ýlâhî, beni yanýna alýp, mü’minlere ruhumu fedâ kýl!.. Þimdiye dek beni gâzi kýldýn, sonunda da þehâdeti göster!..” Hüdâvendigâr, zafer nasip olduktan sonra savaþ meydanýný dolaþýrken Sýrp Kralý Lazar’ýn damadý Miloþ Obiliç tarafýndan sinesine saplanan bir hançerle arzu ettiði þehitliðe kavuþur ve dudaklarýndan son olarak þu söz dökülür: “Attan inmeyesiniz!” (Yani, sürekli seferlere ve cihada devam ediniz.)

Çelebi Mehmed’in Son Sözleri ve Vasiyeti

Sultan Çelebi Mehmed, çocuk denecek yaþtan beri üzerine almak mecburiyetinde kaldýðý aðýr mesuliyetlerden son derece yýpranmýþtý. Osmanlý’yý, yýkýlma tehlikesi geçirdiði fetret döneminden kazasýz belasýz çýkarmayý baþarmýþtý. O kadar ki, vücudunda 40-50 muharebe yarasý taþýdýðý belirtilmektedir. Son derece aðýr ve karmaþýk problemler yumaðýyla boðuþmuþ; fakat hepsinin de hakkýyla üstesinden gelmeyi bilmiþti.

Bazý tarihçiler, devletin en kritik anýndaki fevkalâde hayatî hizmetlerinden dolayý, ona devletin “ikinci kurucusu” ünvanýný layýk görmüþlerdi. Sultanýn þu sözü, tamamen zorlu tecrübelerin imbiðinden geçirilerek elde edilmiþ som bir hakîkatin ifadesidir: “Çocuk yaþýmda bunca belâlarý herhâlde benden baþka kimse çekmiþ deðildir!.”

Ölüm döþeðinde ifade ettiði þu vasiyeti ise ne denli tâkat yetmez sýkýntýlar yaþadýðýnýn ve verilen ünvâný fazlasýyla hak ettiðinin bir alâmetidir: “Tez ulu oðlum Murad’ý getirin! Ben bu döþekten herhâlde kurtulamayacaðým. Murad gelmeden eðer ölürsem; korkarým ki memleket yine birbirine karýþýr. Onun için Murad gelinceye kadar, aman benim vefâtýmý duyurmayasýnýz!..” Bu vasiyet gereðince vefatý, þehzâde Murad Bursa’dan gelinceye dek, 40-42 gün kadar büyük bir özenle gizlendi ve cesedi tahnid edilerek (ilaçlanarak) sarayda muhafaza edildi.

II. Murad’ýn, Geleceðin Fâtih’ine Nasihati
Sultan II. Murad, oðlu þehzâde Mehmed’e, onu ‘Fâtih’liðe hazýrlayacak keyfiyetteki, derin manalar içeren þu nasihatlerde bulunmuþtur: “Ey benim sevgili oðlum! Bütün varlýklarýn kulluk eylediði yüce Rabbim, sana verdiði üstün meziyetleri artýrsýn... Ey oðlum! Ben, hayatlarýný doðruluk üzere geçirenlerin ahiret Âleminin sonsuz nimetlerine kavuþacaklarýna inanýyorum. Bunun için Rabbim’e karþý yaptýðým ibadetleri, samimi bir þekilde can-ý gönülden yaparým. Ben çektiðim sýkýntýlarýn karþýlýklarýnýn, Allah tarafýndan verileceðine inanýyor ve bu hususta O’na ilticâ ediyorum. Ayrýca O’nun takdirinin benim için büyük bir safâ olduðunu düþünüyorum. Ey oðlum! Her söylenene inanýp aldanmaktan uzak durmak, her durumun içyüzünü öðrenip düþünmek ve kendi gerçeðine yaklaþmak gerek.

“Ey oðlum! Ara sýra ecdâdýmý hatýrlarým. Benden sonraki neslimizin âkýbeti hakkýnda düþüncelere dalarým. Elhamdülilllah bugüne kadar hürmet ve baðlýlýk görerek geldik; bugünden sonra da ayný þekilde devam etmemizi arzularým. Nasýl doðup geldiysek, yine öylece gidelim isterim... Þunu iyice bilesin ki, herhangi bir þeyin devamý, yalnýz kaba kuvvet, kýlýç ve kahramanlýk zoruyla mümkün deðildir. Akýl, tedbir, sabýr, ileriyi görme ve yorucu tecrübeler çok mühimdir. Birinci yol, her zaman geçerli olmadýðý gibi, mahzurlarý da çoktur. Ýkinci yol da tek baþýna iþe yaramaz. Büyük muvaffakiyetler için her ikisini de bir arada yürütmek gerek!

“Unutma ki, yüce ecdâdýmýzýn büyük zaferleri, görünüþte kýlýcýn gölgesinde olmuþsa da hakikatte akýl, mantýk ve muhabbet güçleriyle gerçekleþebilmiþtir.

“Ey oðlum! Adâletten hiç ayrýlma! Çünkü Allah âdildir ve âdil olaný sever. Bir bakýma sen O’nun yeryüzündeki halifesisin. O, sana lütuflarda bulunmuþ ve kullarýnýn baþýna serdar eylemiþtir; bunu unutma!..

“Ey oðlum! Bu dünyada üç türlü insan vardýr: Birinci grup, akýl ve fikirleri yerinde, istikbâli az çok gören ve düþünen, hiçbir gayr-i tabiilikleri olmayan kimselerdir. Ýkincisi, hangi yolun doðru veya eðri olup olmadýðýný bilmekten uzak kimselerdir. Ancak bu duruma kendi istekleriyle deðil, etraflarýnýn tesiriyle düþmüþlerdir. Nasihat edildiðinde doðru yola gelip hakikati kabul eder ve söz dinlerler. Bununla birlikte çoðu zaman da duyduklarýna uyarak yaþarlar. Üçüncüsü ise ne kendileri bir þeyden haberdardýr, ne de yapýlan ikaz ve nasihatlere kulak asarlar. Sadece kendi arzularýna uyar ve her þeyi bildiklerini zannederler; bunlar en tehlikeli olanlardýr.

“Ey oðul! Yüce Allah, eðer seni ilk sýrada saydýðým kimselerden yaratmýþsa sevinir, Rabbim’e þükrederim. Yok eðer ikincilerden isen, sana yapýlan nasihatlere kulak vermeni tavsiye ederim. Sakýn üçüncülere dâhil olmayasýn! Onlar, ne Allah’a, ne de insanlara karþý iyi bir durumda deðillerdir. Ey oðul! Pâdiþahlar, ellerinde terazi tutmuþ kimselere benzerler. Ancak asýl pâdiþah odur ki, ellerindeki teraziyi doðru tuta. Sen pâdiþah olunca, teraziyi doðru tutmaný tavsiye ederim. O zaman Yüce Allah da, senin hakkýnda hayýr murad eder; seni sâlihlerden kýlar...”
 

 

 
                               ÝSLAMÝ SOHBET GÝRÝÞÝ
 

 

 Son Eklenenler

    Ýslami Dosyalar Oku  veya Ýndir

    Dinimi Öðreniyorum

 Allah ýn Lafýzlarý Manalarý

 PEYGAMBERÝMÝZÝN HAYATI
Peygamberimizin Sunnetleri
Peygamberimizin Hanýmlarý
Peygamberimizin Mucizeleri
Peygamberimizin Torunlarý

  RÝSELE Ý NUR KÜLLÝYATI

Said Nursinin Hayatý
Nurdan Damlalar
Said Nursi Ve Talebeleri
Risale-i Nurdan Esintiler

 

       SERBEST KURSU
Yemek Tarifleri
Guzel Sözler
Dini Flimler
Dini Sohbetler
islami Resimler

      MUBAREK GUNLER      Recep Ayý
Regaib Kandili
Miraç Kandili
Þaban Ayý
Berat Kandili
Ramazan Ayý
Kadir Gecesi
Ramazan Bayramý
Þevval Ayý
Kurban ve Kurban Bayramý
Muharrem Ayý ve Aþure Günü
Safer Ayý

Kutlu
Doðum ve Mevlid Kandili

  CENNET HAYATI
  Cennet Nimetleri
 Zenginlik ve Bolluk
Mekanlarýnýn Güzelliði
 Cennetteki Yiyecekler
 Ýnsan Güzelliði
 Doða Güzelliði
 Güzel Kokular
 Sesteki Güzellik
 Yaþam ve Gençlik
 Herþeyin Olmasý
 ALLAH'a Yakýnlýk
 Yaptýklarýnýzýn Karþýlýðý
 Cennet Ehlinin Özellikleri
 Ölüm Aný

BAYRAM-KANDÝL MESAJLARI

Ramazan Bayram Mesajlarý
Kurban Bayram Mesajlarý
Kandil Mesajlarý

MEZHEPLER

Mezheb Nedir
Ýtikadi Mezhebler
Fýkhi Mezhebler
Hanefi Mezhebi
Þafii Mezhebi
Hanbeli Mezhebi
Maliki Mezhebi

       

              

                                                                              Link Deðiþimi

dinichat  dini sohbet  islami chat  Site Haritasý