Şeytan ve Dostları

yorum yok
2 views okuma
30 Haziran, 2013

dini-resimler017Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Hamd, sena ve övgülerin en güzeli, ezelde ve ebedde var olan, lutfuyla kainatı ve biz­leri yaratıp var eden, sayısız nimetlerle yaşatan ve rahmetiyle doğru yolu gösteren Allah (c.c.)’a mahsus­tur. Salat ve selam da, alemlerin  Rabbi  tarafından  sevilen,   insanların ise   tanıyıp   idrak  edebilme  nisbetince  sevebildikleri:, efendimiz, önderimiz, rehberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya, aline, ashabına ve onun yolunu izlemeye çalışan ümmeti üzerine olsun. Şeytan ve dostlarıyla ilgili böyle bir çalışmaya, neden gerek duyuldu? Hak yolda bulunmak ve Hak yolda yaşamak için sadece Hak’kı bilmek yeterli olsaydı, böyle bir kitap çalışmasına elbetteki gerek olmayacaktı. Ne var ki Hak’kı bilmelerinde rağmen batıldan gafil olan birçok insan, isteyerek veya istemiyerek gafil oldukları batıla düşmektedirler. Bu nedenledir ki ınüslümanlar için bir hidayet rehberi olan Kur’an-ı Kerim, Hak’tan bah­sederken batıla karşı ilgisiz kalmamakta, Hak’kı an­latırken batılın gerçek çehresini de açıklamaktadır. Kur’an-ı Kerimin ilgi sahasındaki bu konuya müslümanların gerekli ilgiyi gösterdiklerini ve şeyta­na karşı uyanık olduklarını söyleyemeyiz. Müslüman­lar arasında, şeytanın dostlarına karşı yüzeysel bir ilgi gözükse de, şeytana karşı açık bir ilgisizlik ve du­yarsızlık gözlenmektedir. Birçok müslüman, şeytanın varlığını bilmesine ve bu şeytana Rabbimiz tarafından kıyamete kadar mühlet verildiğini idrak etmesine rağmen; bu şeytanın nerede olduğunu, şimdiye kadar neler yaptığını ve şimdi neler yap­mak istediğini bilmemekte ve bu konuya karşı yeterli dikkati göstermemektedir. Halbuki Allah’ın varlığına inanan müslümanların, Allah’ın varlığına inandıkla­rı gibi şeytanın da varlığına inanmaları ve varolan bu şeytana karşı uyanık olmaları gerekmektedir. Fa­kat ne hazindir ki Allah’a inanan birçok insan, şey­tandan gafil oldukları için kendileri sapmışlar ve ken­dilerine tabi olan, insanları da saptırmışlardır. Cahili sistemler ile İslami hareketler arasındaki mücadeleleri incelediğimiz zaman, cahili sistemlerin müslümanlara karşı değişik tavırlar sergilediklerini gözlemleyebiliriz. Öncelikle bilmemiz gereken husus, cahili sistemlerin hareketlerine yön veren bazı müstekbirler olsa da, cahili hareketlerin gerçek lideri ve be­lirleyicisi Şeytan aleyhillanedir. Müslümanların kar­şısında Firavun, Nemrut ve Ebu Cehil gibi müstekbirler gözükse de, bu müstekbirlerin bağlı oldu­ğu lider şeytandır. Firavunların ölmesine karşın, fira­vunluğun yaşaması bu nedenledir. Çünkü ölen ve öldüren firavunlardır, Firavunlağa davet eden şeytan ise yaşamaktadır. Şeytan aleyhillane her dönemde kendisine uşaklık yapabilecek dost­lar bulabilmekte ve bu insanları şeytani istekleri istikametinde kullanabilmektedir. Çeşitli hastalıklara karşı savaş açan doktorların, bu hastalığa neden olan mikropları bilmeleri ve bu mikropları tanımaları nasıl gerekli ise, küfre karşı sa­vaş açan müslümanların da, küfre davet eden şeytanı ve küfre sebeb olan şeytani fikirleri bilmeleri gerek­mektedir. Kendisine tabi olan Firavunları, Nem­rut’ları, Ebu Cehilleri müslümanlar üzerine kışkırtan Şeytanın, kendisine özgü şeytani prensipleri bulun­maktadır. Nitekim şeytan aleyhillarıe, kendisine bağlı olan müstekbirlere yön gösterirken, bu prensiplerini dikkate almaktadır. Ancak, bu prensipler özde aynı olmasına rağmen bu prensiplerden kaynaklanan şeytani davranış biçimleri arasında zam,an ve mekana göre değişik farklılıklar olabilmektedir. İşte dikkat etmemiz gereken ikinci husus budur!. Tarihin değişik dönemlerindeki cahili tavırları incelerken, bu tavırların görünür şekillerinden ziyade hu tavırlara yön veren mantığı tanımalıyız. Şeytanın yön verdiği cahili sistemler, tarih boyunca müslüman­lara farklı davranış biçimleriyle yaklaşmış olsalar dahi, bu farklı davranış biçimleri aynı şeytani mantıktan kaynaklanmaktadır. Değişik davranış biçimle­rindeki mantık, aynı mantık olmasına rağmen bu mantığın tezahürleri farklı olabilmektedir. Mesela mum ışığının önüne tutulan bir yüzüğün, duvara yan­sıyan gölgesi bulunmaktadır. Bu gölge, yüzüğün muma ve duvara olan yakınlığına veya duvarın yüze­yine göre farklı şekillerde olabilir. Duvarın üzerinde değişik engebeler varsa, yüzüğün gölgesi bu engebelere göre şekil alacaktır. Farklı duvarlarda farklı bir görü­nüm yansıtacak olan bu gölge, aslında aynı yüzüğün gölgesidir. Yüzük aynı olmasına rağmen bu yüzüğün gölgesi yansıdığı duvarın yapısına göre değişik şekil­ler alabilmektedir, Yüzüğün gölgesi yansıdığı duvarın yapısına göre nasıl değişiklik gösteriyor ise, şeytani mantık da yansıdığı toplumların yapısına göre deği­şik görüntüler sergilemektedir. Fakat bu görüntüler farklı olsa da, bu görüntülerin kaynaklandığı mantık aynıdır. Mantık aynı olmasına rağmen bu şeytani mantıktan kaynaklanan davranış biçimleri arasında farklılıklar olabilmektedir. Bu nedenle geçmiş dünya tarihinde sergilenen ca­hili davranış biçimlerini şeklen bilmemiz, bizler için yeterli olmayacaktır. Çünkü müslümanlar için tehlike­li olan husus, bu davranış biçimlerinden ziyade, bu davranışlara yön veren şeytani mantıktır. Bilmemiz ve sakınmamız gereken husus, bizzat bu mantığın kendisidir!. Bizler sadece geçmiş tarihte vuku bulan cahili davranışları bilir ve müşahhas olarak gördüğümüz bu davranışlardan sakınmaya çalışırsak, aynı şeytani mantıktan kaynaklanan farklı cahili davranışlarla al­danmamız ve aldatılmamız mümkün olacaktır. Nitekim bazı şeytani davranış biçimlerini bilmelerine rağ­men bu davranışlara yön veren şeytani mantığı tanı­mayan kimseler, aynı şeytani mantıktan kaynaklanan farklı davranış biçimleri karşısında gaflete düşmüş­ler ve neticede helak olmuşlardır. Bu kimselerde genel olarak şabloncu bir zihniyet hakimdir. Ne yazık ki aynı şabloncu zihniyet, bazı kardeşlerimizde de bulunmaktadır. Geçmişteki tevhidi hareketlere şabloncu bir zihniyetle yaklaştıkları için yaşadığımız çağda tevhidi bir hareket başlatamayan bu kimseler, geçmiş cahili sistemlerine de aynı şablon­cu zihniyetle yaklaştıkları için günümüz cahiliyesi ile geçmiş cahiliyeleri birbirinden ayrı değerlendirmektedir ve günümüz cahiliyesinin sergilediği tavırlar karşı­sında şaşkın bir konumda bulunmaktadırlar. Böylesi bir duruma düşmemek için dünya tari­hinde karşılaşabileceğimiz her cahili tavırdaki mantı­ğı ve maksadı idrak etmemiz gerekmektedir. Şeytan­dan ve şeytanın dostlarından kaynaklanan cahili tavırlardaki maksadı an laya bilirsek, aynı maksada sahip olan zamanımızdaki şeytan ve dostlarının da neler yaptıklarını ve aynı maksatla daha neler yapabi­leceklerini anlamamız kolay olacaktır. Şeytan i. hakim iyetlerin yaygınlaştığı bir çağda, şeytan ve dostlarının genel yaklaşımlarını içeren böyle bir çalışmaya bu nedenle gerek duyulmuştur. Bu kısa çalışmanın, bu önemli konuyu kuşatabilecek yeterli bir çalış­ma olmadığı aşikardır. Yine de bu çalışmanın, konuy­la ilgili meselelerimize dikkat çekme noktasında hayır­lara vesile olmasını temenni ediyoruz. Kovulmuş şeytandan, şeytanın  dostlarından  ve  her türlü kötülükten, şanı yüce olan Rahbimize sığınırız. Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun.

 


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

İstanbul Sohbet İstanbul Chat Siteleri İnsanların Artık Sitreslerini Atması ...

Ölümden Sonra Kabir Hayatı Sevgili Dostlarımız Bildiğiniz Üzere Dünyada ...

Huzurlu Bir Ortamda Huzurcan Gibi OLup Sevdiklerine Kardeşlerine Dostlarına Huzur ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*