|
ÝSLAMDA VASÝYET KONUSU
Vasiyet
Terimi Ve Kapsamý
Vasiyet, sözlükte; emretmek ve ölümünden sonra bir
þeyin yerine getirilmesini istemek demektir. Bir fýkýh terimi olarak vasiyet;
bir malý veya yararlanma hakkýný, ölümünden sonraya baðlayarak bir þahsa veya
hayýr kurumuna karþýlýksýz olarak baðýþlamaktan ibarettir. (Kadri
Paþa, el-Ahvâlû'þ-Þahsiyye, mad. 530.) Diðer yandan bir kimsenin ölmeden
önce küçük çocuklarýnýn mala iliþkin iþlerini yürütmek ve miras malý üzerinde
tasarrufta bulunmak üzere birisini yetkili kýlmasý da vasiyet kapsamýna girer.
(Tehânevî, Keþþâfu Ýstilâhâti'l-Fünun, II, 1526; Bilmen, Hukuk-i
Islamiyye ve Ýstilâhât-ý Fýkhýyye Kamusu, V, 115.) Vasiyetin çoðulu "vesâyâ"dýr.
Ýslâm'dan önceki Arap toplumunda baþkasýna karþý övünmek ve gösteriþ yapmak
gayesiyle baþkasýna vasiyette bulunulur ve yakýnlar bu yolla mirastan mahrum
býrakýlýrdý. (ez-Zühaylî, el-Fýkhu'l-Ýslâmî ve Edilletüh, VIII,
7.)
Eski Roma'da vasiyet sýnýrsýz olarak uygulanýr ve bir baba bu yolla
çocuklarýný tamamen mirastan mahrum býrakabilirdi. Daha sonra mirasýn dörtte
biri, saygýlý davranan çocuklar için korunmuþ pay sayýldý.
Ýslâm, vasiyet konusundaki düzenlemeyi yapýncaya kadar bazý yakýn hýsýmlara
vasiyette bulunmayý emretti. Kur'an'da þöyle buyurulur: "Sizden birine ölüm
gelince, eðer geriye mal býrakacaksa anneye, babaya ve yakýn akrabaya ma'rûf
þekilde vasiyette bulunmak, takva sahipleri üzerine bir hak olarak yazýldý".
(el-Bakara, 2/180.)
Nisa Süresindeki miras âyetleri gelince vasiyet konusunda iki sýnýrlama
getirildi.
a) Mirasçý lehine vasiyet yasaðý. Allah'ýn elçisi Veda Haccý sýrasýndaki
hutbesinde þöyle buyurmuþtur:
"Yüce Allah her hak sahibine hakkýný vermiþtir. Bu yüzden mirasçýya vasiyet
yoktur". (Ebû Dâvud, Büyû, 88; Tirmizî, Vesâyâ, 5; Ýbn Mâce,
Vesâyâ, 6.) Ancak mirasçýlar kabul edince böyle bir vasiyet geçerli olur.
Anne, baba ve diðer yakýn hýsýmlarýn miras paylarý belirlendiði için artýk
bunlarýn ayrýca vasiyetle arttýrýlmasý yasaklanmýþtýr. Mirasçý olmayanlara
vasiyet ise mendup hükmünde kaldý.
b) Vasiyetin, malvarlýðýnýn üçte biri ile sýnýrlanmasý. Mirasçý olarak bir
tane kýzý bulunan Sa'd Ýbn Ebî Vakkas (r.a)'ýn, malýnýn üçte ikisini veya
yarýsýný vasiyetle baþkasýna býrakmak istemesi üzerine, Allah'ýn Rasûlü þöyle
buyurmuþtur. "Üçte bire gelince, bu olur. Gerçi üçte birde çoktur. Çünkü
senin, mirasçýlarýný varlýklý olarak býrakman, insanlara el açacak muhtaç bir
durumda býrakmandan daha hayýrlýdýr". (Buhârî, Cenâiz, 37,
Menâkýbu'l-Ensâr, 49, Merdâ, 16; Müslim, Vasiyye, 5; Ýbn Mâce, Vesâyâ, 5; Mâlik,
Muvatta', Vasiyye, 4.)
Miras malýnýn üçte ikisi mirasçýlarýn korunmuþ payýdýr. Ancak kendi rýzalarý
ile bu payýn da baþkasýna vasiyet edilmesini mirasçýlar kabul edebilirler.
ÝSLAMDA VASÝYET KONU BÝTÝÞÝDÝR...... |