Yenmesi helal olmayan hayvanlar

yorum yok
0 views okuma
28 Haziran, 2013

imagesSivri dişli yırtıcı hayvanların ve pençeli kuşların yenilmeleri helâl değildir: Zira Rasûlullah (sas) her sivri dişli yırtıcı hayvanın yenilmesini yasaklamıştır. [32] Bu hadîs-i şerifin her iki yırtıcının ardı sıra zikredilmesi, her ikisinin, yani başkalarının değil de, sivri dişli yırtıcılarla pençeli kuşların yenilmesinin helâl olmayacağı hükmünü ortaya koymaktadır. Yırtıcı hayvan; arslan, kaplan, pars, kurt, tilki, ayı, fil, maymun, tarla faresi, gelincik, yabanî ve ehlî kedi gibi âdeten saldıran, kapıp götüren, yaralayan ve öldüren hayvandır. Pençeli kuş; doğan, çakır, kartal, akbaba, şahin ve delice kuşudur. Ebû Hanîfe dedi ki; ‘sansar, sincap, fenek (bir tilki çeşidi), samur vb. yırtıcı hayvandır. Gelincik yenilmez. Çünkü o sivri dişlidir ve bu hususdaki yasaklayıcı nassın kapsamına girmektedir. Kapıp götüren, yağmalayan ve avcı hayvanın altında kalıp kederinden ölen veya avının üzerine çöküp onu öldüren hayvanları yemek hadîs-i şerifle yasaklanmıştır. Doğan vb. kuşlar avlarını havada kapıp götürürler. Kurt, köpek vb. hayvanlar avlarını yerde yağmalarlar. Yine kurt ve köpek gibi hayvanlar avlarının üzerine çullanırlar. însan bunları yiyip de, ona kötü karakterleri geçmesin diye, bunları yemek haram kılınmıştır. Bu da insana olan saygıdan dolayıdır. Çekirge hâriç; kara sinek, kızıları, akrep gibi akıcı kanı olmayan hayvanlar haramdırlar. Yerdeki diğer haşerât, yer üstünde dolaşan ve yer altında sakin olan ki, bunlar da haşerâttır fare, keler, tarla faresi, kirpi, yılan vb. de bu hükme tabidirler. Çünkü bütün bunlar pis şeylerdir ve âyet-i kerîme bunları haram kılmaktadır: “Pis şeyleri onlara haram kılar.”[33]

At, Eşek ve Katır Etleri:

Ehli eşek, katır ve at etleri helâl değildir: Zira Allah (cc) şöyle buyurmuştur: “Atları katırları ve eşekleri binmeniz ve (gözlere) zinet olsun diye (yarattı).” [34] Allah (cc) lûtfunu ve ihsanını bildirme sadedinde bunları sıralayıp anlatıyor. Eğer bunların yenmesi caiz olsaydı, Allah (cc) bunu da bu âyet-i kerîmede bildirirdi. Çünkü yeme nimeti binme nimetinden daha büyüktür. Hz. Ali (ra) ile İbn. Ömer (ra) den şöyle rivayet edilmiştir: “Rasûlullah (sas) Hayber harbinde ehli eşeklerin etini yemeği ve kadınlarla müt’a nikâhı yapılmasını yasakladı.”[35] îmameyn dediler ki; ‘at helâldir. Zira bu hususda Enes (ra) in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Biz Rasûlullah (sas) zamanında at eti yerdik.” Yine rivayet edildiğine göre; “Rasûlullah (sas) Hayber harbinde ehli eşek eti yemeyi yasaklamış ama at eti yenmesine izin vermiştir.” [36] Ebû Hanîfe’nin bu mes’eledeki görüşünün gerekçesi yukarıda nakletmiş olduğumuz âyet-i kerîme ve Halid b. Velid (ra) in şu rivayetidir: “Rasûlullah (sas) at, katır ve ehli eşek eti yemeyi yasakladı.”[37] Mikdam b. Adiyy’den rivayet edildiğine göre; Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmuştur: “Ehlî eşeklerle atlar ve katırlar, sivri dişli yırtıcı hayvanlar ve pençeli kuşlar size haramdır.” Katır, ehlî eşeğin doğurduğu bir hayvandır. Dolayısıyla eti yenmez. Atın da eti yenmez: Çünkü yavrunun yenmesi, anasının yenmesi hükmüne tâbidir. Görülmez mi ki; yaban eşeği ehlî bir eşekle çiftleşse, onlardan doğan yavru yenilmez. İşte bu da böyledir. Akbaba, lori kuşu, karga, keler, kaplumbağa ve haşerâtın yenmesi mekrühtur: Karga; yani kara karga leş yediği için murdardır. Kuzgun kargası da bu hükme tâbidir. Kelerin yenmesi de haramdır. Hz. Âişe (ra) den rivayet edildiğine göre; Rasûlullah (sas) a bir keler hediye edilmiş ve O, onu yememişti. Bir dilenci gelince Hz. Âişe (ra) keleri ona yedirmek isteyince; Rasûlullah (sas) ona; “Kendin yemediğini başkasına mı yediriyorsun?” Eğer haram olmasaydı, Ensarın koyununda olduğu gibi Rasûlullah (sas) o kelerin sadaka olarak başkasına verilmesini menetmezdi. Kaplumbağa da zararlılardan olduğu ve pis şeyleri yediği için yenilmez. Haşerâta gelince; ihramlı kimsenin dahi bunları öldürmesine cevaz verilmesi, bunların yenilemeyeceklerine delalet eder. Ekin kargası, saksağan, tavşan ve çekirgenin yenmesi ise, caizdir: Ebû Yûsuf dedi ki; ‘ekin kargası bedeni küçük olduğu için diğer kargalara benzemez. Güvercin gibi evlerde beslenebilir ve kendisine alışılır. Uçup gider ve tekrar evine döner. Saksağan ise, karışık şeyler yer, tavşana ve tavuğa benzer. Bu hususda Ammar b. Yâsir (ra) in şöyle dediği rivayet edilir: “Rasûlullah (sas) a pişmiş bir tavşan hediye edildi. O da ashabına; yiyiniz’ buyurdu.” Ebû Yûsuf dedi ki; ‘ada tavşanına gelince; ben onun hakkında Ebû Hanîfe’den bir şey duymuş değilim. Bence o bakliyat ve nebatat yer, tavşan gibidir. Zira hakkında yasaklayıcı delil bulunmayan şeyler; mübahlık hükmü üzere devam ederler.’ [38]

Ölü Balık ve Çekirgenin Hükmü:

Çekirgeye gelince; onun hakkında Peygamber Efendimiz (sas) şöyle buyurmuştur: “İki ölü ve iki kan bize helâl kılındı: îki ölüden biri balık, diğeri ise çekirgedir. İki kana gelince; onlardan biri karaciğer, diğeri ise dalaktır.”[39] Bu nass mutlak olduğu için, balık ve çekirge kendiliğinden de ölmüş olsa, yağmur vb. bir âfet sebebiyle de ölmüş olsa, hüküm aynıdır. Balık hâriç; diğer su hayvanları yenilmez: Çünkü o ölüdür ve nass ile haram kılınmıştır. Balığın helâl kılınması rivayet etmiş olduğumuz hadîs-i şerîfden dolayıdır ve ayrıca o yılan balığı ve sazan balığı gibi her çeşit balığı kapsar. Ayrıca Peygamber Efendimiz (sas) kurbağanın öldürülüp iç yağının ilaca katılması sorulduğunda O kurbağanın öldürülmesini yasaklayarak; “O, murdar hayvanlardan bir murdardır.” [40]buyurmuştur. [41]

Kendi Kendine Ölen Balık Yenmez:

Kendi kendine ölüp su yüzüne çıkan balıklar yenilmezler: Zira Câbir (ra) den rivayet edildiğine göre; Peygamber Efendimiz (sas kendi kendine ölen balığın yenilmesini yasaklamıştır. Hz. Ali (ra); ‘kendi kendine ölen balığı pazarlarımızda satmayın’ demiştir. İbn Abbâs (ra) ı da şöyle dediği rivayet edilmiştir; ‘denizin kenara attığını ye. Ama kendi kendine ölüp suyun yüzüne çıkanı yeme.’ Sıcaktan, soğuktan veya suyun bulanıklığından dolayı ölen balığa gelince; bir rivayete göre bu balık yenilir. Çünkü bu sonradan çıkan bir sebepten dolayı ölmüştür. Bu tıpkı suyun onu karaya atması gibidir. Başka bir rivayete göre bu balık yenilmez. Çünkü sıcaklık ve soğuklu zamanın sıfatlanndandır ve normalde ölüm sebeplerinden değildir. Bir balık diğer bir balığı yutarsa, yenilebilir. Çünkü bu ölümü meydan getiren sebeptir. [42]

Pis Şey Yiyen ve Kokan Hayvanın Hapsi:

Ebû Yûsuf Ebû Hanîfe’den rivayetle dedi ki; pis şeylerden yiyen bir hayvan üç gün müddetle hapsedilir.’ İmam Muhammed’inse şöyle dediği rivayet edilmiştir; ‘Ebû Hanîfe bu hususda bir müddet koymamıştır. Ancak pislikle beslenen bir hayvan içi temizleninceye kadar hapsedilir. Cellale; pislikle beslenmiş bir hayvana denilir. Ama pisliklerden başka şeyleri de yiyerek, karışık şeylerle besleniyorsa, ona cellale denmez. Bu sebeple demişlerdir ki; tavuk cellale olmaz. Çünkü o karışık şeylerle beslenir. İmam Muhammed dedi ki; ‘bir hayvan kokuşur, asıl kokusunda değişiklik olur ve kendisinden pis kokular gelirse, o cellale olur; sütü içilmez ve eti yenilmez. Ama satılması ve hibe edilmesi caiz olur. Hapsedildiğinde mekrûhluğu ortadan kalkar. Çünkü aslî kokusunun değişip, karnındaki pis kokmasına sebep pislikler zail olur. Ebû Hanîfe böyle bir hayvanın hapsini belli bir müddete bağlamamıştır. Zira kokuşmuşluğun yok olması, hayvanın yenilebilmesi için şart olarak konulmuşsa, o zaman hapis müddetinde pis kokunun sona ermesi müddeti nazar-ı itibara alınır. Ebû Yûsuf’dan rivayet edildiğine göre; Ebû Hanîfe böyle bir hayvanın hapis müddetini üç gün olarak takdir etmiştir. Zira umumiyetle böyle bir hayvan üç günde temizlenir. Rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sas) cellale olan tavuğu üç gün müddetle hapseder, sonra yermiş. Bu, tenezzüh metoduna binâendir. Şu halde cellale hayvanın üç gün müddetle hapsedilmesini Ebû Hanîfe’nin gerekli kıldığını bildiren rivayet yukarıdaki hadîs-i şerîfe dayandırılmış olmaktadır. [43]

[32] Bu hadîsi Buharî, Müslim, Tirmizî, Mâlik, Ebû Dâvud, Neseî, İbn. Mâce ve Ahmed rivayet etmiştir.

[33] Araf: 7/157. Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta’lîlî’l-Muhtar, Ümit Yayınları: 4/217-218.

[34] Nahl: 16/8.

[35] Bu hadîsi Buharî, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvud ve Ahmed rivayet etmiştir.

[36] Bu hadîsi Buharî, Müslim, Tirmizî, Ebû Dâvud, Neseî ve İbn. Mâce rivayet etmiştir.

[37] Bu hadîsi Ebû Dâvud ve Neseî rivayet etmiştir.

[38] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta’lîlî’l-Muhtar, Ümit Yayınları: 4/218-220.

[39] Bu hadîsi İbn. Mâce ve Beyhakî rivayet etmiştir.

[40] Bu hadîsi Ebû Dâvud, Neseî, Hâkim ve Ahmed rivayet etmiştir.

[41] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta’lîlî’l-Muhtar, Ümit Yayınları: 4/220-221.

[42] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta’lîlî’l-Muhtar, Ümit Yayınları: 4/221.

[43] Abdullah b. Mahmûd b. Mevdûd el- Mavsılî, El-İhtiyar Li-Ta’lîlî’l-Muhtar, Ümit Yayınları: 4/221-222.


Bir önceki yazımda « makalem var.

Site web editörü olan admin makale yazarlığı yapar. Site web editörü olan admin .

Benzer Yazılar

İstanbul Sohbet İstanbul Chat Siteleri İnsanların Artık Sitreslerini Atması ...

Ölümden Sonra Kabir Hayatı Sevgili Dostlarımız Bildiğiniz Üzere Dünyada ...

Huzurlu Bir Ortamda Huzurcan Gibi OLup Sevdiklerine Kardeşlerine Dostlarına Huzur ...

Yorumlar



Bir Yorum Yazmak İstermisiniz ?

*